Sonuçta sezon başına döndüğümüzde kimse böyle bir Beşiktaş beklemiyordu. Daha Bismillah demeden hepimizin başı öne eğilmiş, dost sohbetlerinde rakip takımları tutan arkadaşlarımızın transferlerle keyiflendiklerini gördükçe eminim ki çoğumuzu içten içe efkar basmıştı.
O günlerde Beşiktaş için verilen şampiyonluk oranları da fecaat boyutunda değil miydi? Ligin dibinde geçirdiğimiz 3-5 hafta bizi futboldan soğutmamış mıydı? Bizim, diğerleri gibi yüzümüzü döneceğimiz bir basketbolumuz da yoktu.
Oyuncular da makina değil. Pandeminin getirdiği sıkışık takvimde ve görece kısıtlı kadro ile pek çoğu inanılmaz bir haysiyet savaşı verdi, veriyor. Hangimiz aynı hafta içinde 3 tane halı saha maçına çıkmışızdır? Hadi çıkmış olan varsa da kim bilir kaç gün kendisine gelememiştir.
Bu futbolcular 34 hafta aralıksız maç yaptılar. Diğer takımlar kupada havlu atarken bizimkiler bir de kupa eziyeti çektiler. Milli maçlar desen ayrı bir dert. En önemli oyuncularımız ya sakat ya da hastalık kaparak döndüler.
Tüm bu süreci tarafsız ve gerçekçi bir bakış açısıyla değerlendirdiğimde, tüm samimiyetimle söylüyorum: Helal olsun Sergen Hoca ve Yönetim! Helal olsun tüm kramponu çime değmiş oyuncularımız! Büyük iş yaptınız. Ama sizden bir isteğim daha var. Diğer takımların yapamadığı çok şey yaptı bu arma: sahası olmadan şampiyon oldu ve hatta hiç yenilmeden şampiyon oldu. Şimdi de tüm bu zorluklara rağmen Allah’ın izniyle yine şampiyon olacak. Terinizin son damlasına kadar mücadele edin, biz sizinleyiz. Olmasa da yine başımız dik olacak. Çünkü biz Beşiktaşlıyız…
?????????