içinde

Gezi Notları : Kavala ,Selanik

Yurt dışına ilk çıkışın heyecanıyla otobüsle önce İpsala sonra Kipi sınır kapılarından geçip , Kavala üzerinden Selanik yolculuğumuz başladı. Gece yarısı saat 2 sularında  Yunanistan’ a geçtik. Doğal olarak herkes uyku modunda , sabaha karşı Kavala yakınlarında dinlenme tesisinde ilk molamızı vedik. Öncesinde rehberimiz burada Kavala kurabiyesi alıp kahvaltı yapabileceğimizi söyledi. Uyku sersemi önce çiçek toplama (turda tuvalet ihtiyacı yerine kullanılan şifre kelime) sonra çay kahvaltı .Malum fiyatlar avro olunca bizde tedarikli geldik.( poğoca,börek,kek,Kurabiye vs) Sadece çay alıp sonrasında hediyelik tanesi 5 avro ‘ dan 2 pakette Kavala kurabiyesi aldık. Rehberimiz tesisi Trabzon civarindan göçen Rum kökenli bir ailenin işlettiğinden bahsetti.Yani Türkçe gayet kolay anlaştık . Göç demişken Lozan sonrasında yapılan mübadele sonrasında anlaşmalı göçler. Yine rehberimizden öğrendiğim Yunanistan da bir yerleşim yerinin başında Nea varsa bilinki mübadeleden sonra Türkiye’den gelmiştir dedi. Nea yeni anlamında ingilizcede ki new lede akraba gibi . Kavala ‘ ya göçenlerde daha çok Kırşehir ,Nevşehir,Niğde tarafından göçmüş orda da kurabiye hamur işleri yoğun bir gastronomi aynı işi burada da devam ettirmişler.Yani Kurabiye kavala ama bir tarafıda bizden yeni bir itilaf konusu olabilir 🙂 Sonra gün doğumu kısa süreli Kavala turu insan kendini biran ege de bir tatil kasabasında hissetmiyor değil ama doğruya burasıda egenin karşı yakası. Sonra Selanik ve Atamızın doğduğu ev.Pazar günü olduğundan sokaklar ve caddeler bomboş kalbimiz kıpır kıpır Atamızın evine geldik.Saat 10 da açılacağı için evin karşısında oturup çay,kahve,frabbe molası ve dışarıdan çekilen fotoğraflar.Ve beklenen an kapılar açılıp içeri girince tarif edilemez duygular bizim gibi turla gelenler yoğun bir kalabalık. İçerde Atamızın doğduğu oda  Atatürk ve Annesi Zübeyde Hanımın balmumu heykelleri öncesinde tam eve girerken 20 li yaşlarda bir genç kızımız bahçede ”Fikrimin İnce Gülünü ” patlatınca tüyler diken diken coşku tavanda. Kelimelerle anlatmak zor Atatürk ve ailesi genç yaşta Babası vefat edince maddi sebeblerden dolayı burada kısa süreli oturmuş.Sonra Selanik yakınlarında Langaza da Dayısının çiftliği ve tekrarında okul için Selanikte daha küçük ve kirası ucuz bir eve taşınmışlar. 30 Ağustos Zafer bayramı öncesinde tarif edilemez bir memnuniyet ve duygularla ayrılıyoruz her zaman mimnettarız . Atamızın doğduğu evden ayrılıp önce otobüsle panoramik bir şehir turu sonra serbes zaman. Aristo meydanı Ecdad dan kalan Beyaz Kule gidenlerin sıkça söylediği gibi bir ara İzmir de sanmadım değil. Nüfus tabiki daha az (zaten ülke nüfusu 10 milyon ) birazda bu sebebten mütevellid binalar biraz daha eski her yerde bir inşaat yol çalışması vs olayı yok. Saatler ilerledikçe cadde ve sokaklar hareketlenmeye başladı. Ama bir tuhaflık var kimsenin acelesi yok etrafta koşuşturan bir yere yetişmeye çalışan kimsede yok. Herkes relax sakin sülalem rahat modda baştan belki pazar diye düşünüp rehbere sordum : yok dedi adamlar böyle zaten 9-10 gibi dükkanı işyerini açıp saat 2 olunca da kapatıp siesta moduna alıyorlar dedi. Aristo meydanında Beyaz kulenin oralarda dolanırken kafelerde kalabalıklaştı . Muhtemelen taverna da yoğun geçen Cumartesi gecesi mahmurluğu frabbe vs içip ayılmaya çalışıyorlar 🙂 Biran kafamda Seferihisar daki hayatın yavaş aktığı sakin şehir olayını birde Kavala Selanik’ te gördüklerimi düşününce kapışırlar ama sanki bunlar yer gibi üzgünüm bu konuda uzaylar 🙂  anladım ki adamlar çalışmayı sevmiyor. Ne yalan söylim bende 🙂  Şehirde dolaşırken konuşmamızdan yürümemizden her halimizden Türk olduğumuz belli ama herhangi bir olumsuzluk yada ters tepki hiç bir şekilde olmadı. Öyle ya ben ilk kez geldim rehbere sordum 12 yıldır bu bölgeye tur getiriyorum herhangi bi olumsuzlukla karşılaşmadım dedi. Yani ara ara ülkeler arasında yaşanan gerilim sokakta sade vatandaşlar arasında yok. (tabii ki bizim tarafta da öyle Tekirdağ ‘ da Edirne dede aynı şekilde) Ve Yunanistan daki gezimiz bitip otobüsle Makedonya ‘ ya giderken yunanistan ta gördüğüm kesinlikle rahatlar aceleleri yok bizde ki Mandra filozofu abimizde burdan esinlenmiş olabilir.Bu işin fikir babası düşünürler Aristo,platon vs burası orjinli ama bizede yakınlar. Ekonomik olarakta haftanın 7 günü tavernaya gidip eğlenme Uzi içip balık yeme olayını yine ekonomik sebeblerden 3-4 e inmesi baya canlarını sıkmış ama çokta belli etmiyorlar 🙂 Nüfusları az zaten bunlar bi şekilde AB den gelen yardımlarla böyle rakı balık Ayvalık pardon Uzi ,balık, Kavala, Selanik yaşamaya devam ederler zaten . Fiyatlar avro olunca bize göre pahalı zaten Atatürk evi karşısında içtiğimiz çaya 1 kahveye 2 euro ödedik. Tanesi 3-4 eurodan 3-4 hediyelik mağnet dolap süsü vs aldık.Unutmadan Kavala demişken Kavalalı Mehmet Ali Paşayı duymuşsunuzdur .Biz her ne kadar gezemesekte Kavala daki evini ve kaleyide gezmek lazım . Size 10 puanlık soru İstanbul’daki Zeynep Kamil kadın doğum hatenesiyle Kavalalı Mehmet Ali Paşa arasında ki bağlantı ne bilene 10 puan ? Kısa Yunanistan gezimizde şimdilik aklımda kalanlar bunlar başka zaman müsait olunca Makedonya gezimizde Üsküp,Kalkandelen,Ohri  göü , Ohrid ve Matka Kanyonunda gördüklerimi de yazarım.Biraz uzun oldu kusura bakmayın kalın sağlıcakla …

Bir yanıt yazın

GIPHY App Key not set. Please check settings

8 Comments

  1. Türkleri sevdikleri hikayesi yalandır. Bu devirde Yunanistan’a gidip onlara para kazandırmayı doğru bulmuyorum. Verdiğimiz her Euro bize ve evlatlarımıza sıkılacak kurşunların finansmanına gidiyor. Her gün bize düşmanlık yapanlar, sabah akşam Türkiye’den başka bir şey konuşmayalar sadece cebinizdeki parayı seviyor; bunu unutmayın!

    1