içinde

Görmemişin Oğlu..

İnanın dönmek isterdim, ah eğer mümkün olsa, o güzeller güzeli ilkokul yıllarıma..

Eğitim/öğretim için şimdilerde imkanlar fazla fazla mevcut olsa da, o yıllarda bu işin tekniği çok daha farklı, deyim yerindeyse daha etine dolgun, daha sağlam kemikliydi, sanki..

Örneğin Türkçe derslerinde okutulan ders kitapları, o yaştaki çocuklar için ilginç denecek düzeyde zengindi.. 

Yabancı yazarların kaleminden aktarılan kimi başarı öyküleri olurdu kitaplarımızda.. Henüz o yaşlarda okur; kimin, ne zaman, hangi şartlarda, neler yaşayarak yol almış olduğunu öğrenirdik, hayatında..

Muhtemelen o nedenledir çok severim biyografileri.. İlgiyle okurum.. Farklı zamanlarda yaşamış çok farklı kişilerin nasıl değişik yollardan yürüyerek nerelere vardığını öğrenmeyi önemserim..

*****

Bugün, Twitter’da, Rıza Hoca’yla ilgili kısa bir hayat yolculuğu gönderisine rast geldim..

Şimdi, kimseye bir şey söylemenin bir manası yok, oy verdiği partiye dahi muhalif bir kişilikte olduğum, üç aşağı beş yukarı malumudur bu Forumun eskilerince..

O nedenle “Görmemişin oğlu olmuş, tutmuş çükünü kopartmış..” konumuna düşmek istemem..

Ve dahi “Şeyh uçmaz, müritleri uçurur..” söylemine uygun bir davranış içine girmekten de şiddetle sakınmak isterim..

Lakin, Rıza Hoca’nın hayat yolculuğuyla ilgili, bugüne kadar bilmediğim çok ilginç bazı ayrıntıları öğrendiğim bu bilgi akışını, 

sizinle de paylaşmak istedim..

Amacım benimle uzak yakın hiçbir ilgisi bulunmayan -ki olsa da fark etmez- birini kutsamak değil, yalnızca ilginç bulduğum bazı bilgileri siz dostlarımla paylaşmaktır..

Okuyup paylaştıklarımda bir hata varsa, sizleri yanıltacağım için şimdiden özür dilerim..

Başlıyorum..

*****

– 1963’te Sivas’ta dünyaya geldi. 

– Bebekken geçirdiği havale sonucu öldü zannedildi ve kefenlendi.. Annesi Fatma Çalımbay, defnedilmeden önce oğlunu son kez görmek istedi ve yaşadığı anlaşıldı..

– Babası Bektaş Çalımbay, taş ocağında çalışırken geçirdiği iş kazası sonucu sakatlandı ve bir ayağı aksak kaldı..

– Ailesiyle birlikte İstanbul’a göçtü. Babası, kapıcılık yapmaya başladı..  

– Maddi imkansızlıklar nedeniyle eğitimine ilkokuldan sonra devam edemedi ve bakkalda çalışmaya başladı.

– 13 yaşındayken Beşiktaş altyapısına girdi.  

– Beşiktaş Genç Takımı’nda forma giyerken bakkalda çalışmaya devam etti.  

– 17 yaşında Beşiktaş A Takımı’na yükseldi.  

– Futboldan kazandığı ilk parayla ailesine ev aldı.. Babasının aksak ayağını ameliyat ettirdi..  

– Kariyeri boyunca yalnızca Beşiktaş forması giydi..  

– Siyah-beyazlı formayla ligde 494 maça çıktı… (Not: bir yorumcuya göre toplamda 602 maç..)

– 6 Süper Lig, 4 Süper Kupa ve 3 Türkiye Kupası kazandı.  

– Beşiktaş formasıyla en çok maça çıkan oyuncu oldu.. (bu arada, unutmadan, Necip Uysal’ın maç sayısı: 432)  

– Uzun yıllar Beşiktaş kaptanlığı yaptı.  

– Dünya Karması’nda forma giyen ilk Beşiktaş oyuncusu oldu.  

– 1996 yılında futbolculuk kariyerini noktaladı.  

– 2000/2001 sezonunda Beşiktaş’ta Daum’un yardımcılığını yaptı.  

– 2001/2002 sezonunda teknik direktörlüğe adım attı. 

– 2001/2002 sezonunda 13. sırada devraldığı Denizlispor’u UEFA Kupası’na götürdü.. UEFA Kupası’nda Lorient, Sparta Prag ve Lyon’u eledi.. Son 16 turunda Jose Mourinho’nun Porto’suna elendi.

– Ocak 2005’te Vicente Del Bosque’nin ayrılığının ardından Beşiktaş teknik direktörü oldu. 

– 17 Nisan 2005’te Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe derbisinde “Rıza Efendi 2 ekmek, bir süt” pankartı açıldı.. Beşiktaş; Cordoba’nın kırmızı kart gördüğü, Pancu’nun kaleye geçtiği maçı 4-3 kazandı.. 

– 2005/2006 sezonunda üst üste alınan başarısız sonuçların ardından görevine son verildi.  

– Yıllarca birçok Anadolu takımında çalıştı. 

– 2017/2018 sezonunda Trabzonspor’da görev yaptı.  

– 2019’da Sivasspor teknik direktörü oldu. 

– Sivasspor’u üç yıl üst üste Avrupa kupalarına götürdü.. Konferans Ligi’nde gruptan çıkardı.. Ziraat Türkiye Kupası’nı kazandı.. 

– 2022/2023 sezonunun bitimiyle görevinden ayrıldı. 

– Ve 10 Kasım 2023’te canından çok sevdiği Beşiktaş’ına geri döndü.. Belki birkaç maçlığına, belki birkaç aylığına, belki de birkaç yıllığına… Bunu şimdilik hiçbirimiz bilmiyoruz.. Bildiğimiz şey, Rıza Çalımbay’ın Beşiktaş’ı çok sevdiği ve zor zamanlarda elini taşın altına koymaktan çekinmediği… 

Beşiktaşlı Rıza.. 

Atom Karınca Rıza..

Zor günlerin adamı Rıza..

*****

Denk geldiğim bilgi akışı bu kadar..

Bundan sonrasını birlikte yaşayacak ve birlikte şahit olacağız gelecekteki muhtemel güzel günlere..

Olur mu peki?

Vallahi olur, 

Yani, en azından olabilir..

Olsun da zaten be güzel Allah’ım, ne olur olsun..

Öldü diye kefenlenmişken hayata dönmüş bir efsane, bakarsın imzasını atıverir, bir başarı öyküsüne..

Yaşadığımız şu alemde hiçbir şey nedensiz olmaz, olmamıştır, olmayacaktır..

Bakarsınız, bu kez, hani ne bileyim?..

….

Beşiktaş ulan..

Beşiktaş be!..

Bir yanıt yazın

GIPHY App Key not set. Please check settings

3 Comments

  1. Sevgili sverisson;liseyi bitirip 1973 te almanyaya geldim bir senelik hazirlik okuluna girip almanya Lise diplomasini aldim.burda gördügüm egitimde bütün yoksuzluklara ragmen Türkiyede cok iyi bir egitim aldigimiz kanatini edindim.gercekten cok güzel ve keyifli günlerdi.
    Riza kaptana gelince,kendisi bana Göre su anda hayatta olan sayin rahmi koctan sonra en büyü Besiktaslidir.hocalik bilgisi ve vizyonuda üst düzeydedir.uzun yillar basarili olup Besiktasimiza hizmet edecektir insallah.