içinde

24 Kasım..

Önceki Forumumuzda da yazmıştım sanıyorum lakin, tekrarlamakta beis yok..

Emek sarf edilerek yapılan ve insanlara fayda sağlayan her iş kutsaldır..

Ne var ki, bana göre, üç meslek Tanrısal bir özelliğe sahiptir..

İnsanlara şifa dağıtan, sağaltan; adeta yeniden can veren Doktorluk,

Anlaşmazlıklara adil bir bakışla yaklaşan, ihtiyacı olana hakkını teslim eden Hukuk,

Ve kişilerin ufkunu açan, her şeyin anahtarını sunan; okutan, eğiten, anlatan o kutsal meslek: Öğretmenlik..

Ve yine bana göre, şayet mümkün olsa da Tanrı(*) yeryüzüne inmiş olsa, Öğretmen olmayı seçerdi..

İki kız kardeşim öğretmendir..

Her ne kadar mühendislik eğitimini tamamlama sürecinde olsa da küçük oğlum, ne mutlu ki, an itibariyle öğretmenlik yapıyor..

Bense, hele de her geçen gün, “Ahh, keşke bir öğretmen olsaydım, olabilseydim..” diye hayıflanmaktayım..

‘E, tamam canım, olamadık yani, n’aapalım?..’ diye kendimi avutmaya çabaladığım vakitlerde de bambaşka bir keşke gelip yerleşiyor aklımın bir köşesine..

“Ne olurdu, tekrar çocuk yaşlara dönebilsem ve tanıdığım iki harika öğretmenin, Kartal Ruhlu Bizim Yunus ile Serdar Hocamın öğrencisi olabilsem..”

Forumdaki, tanıdık-tanımadık bütün öğretmen kardeşlerime saygılarımı, sevgilerimi sunarım..

Öğretmenler Gününüz kutlu olsun dostlarım..

(*) Mütedeyyin kardeşlerimi rahatsız etmeyi asla istemem.. Allah, sizler için olduğu kadar benim için de eşsiz, benzersiz ve tek olan; inandığımız, iman ettiğimiz bir yüce varlıktır..

Orada kullanmış olduğum Tanrı sözcüğünün iman ettiğimiz Allah ile bir ilgisinin olmadığının; tarih boyunca insanların varlığı konusunda mitler, efsaneler oluşturduğu göksel bir güce karşılık geldiğinin bilinmesini isterim..

Bir yorum

Cevap bırakın

Bir cevap yazın