içinde

Ağrı günleri…

Edirne deyiz.orta bir bitmiş.. babam hangi projeye gideceğine karar verecek. gidecek ordan ev tutacak. gelecek bizi alacak. orda da bir veya iki sene kalacağız sora başka proje başka şehir hayatımız böyle sürecek zannederken… babam, anneme ” sen annemi özledim diyordun. al çocukları git bu yaz orda kal. ben iş bulayım evi taşıyayım yaz sonu gelir alırım. ” annem mutluluktan havalara uçuyor. ben annem mutlu diye mutluyum. kardeşlerim küçük daha başka mahalleye misafirliğe gideceğiz sanıyor…

Babam anneme hatırı sayılır yol ve üç aylık geçinme parası veriyor. biterse haber verin yollarım diyor. biz edirne den istanbul a, ordan ankara ya, ankaradan da ağrıya  aktarmalı gittik.sonunda vardık. ninemler bizi çok büyük mutlulukla kucakladı. annemde çok para olduğunu öğrenince bir daha sarıldılar, sonra bir daha. teyzemin biri alıyo kucağına bırakıyor öteki alıyor. baktım sonu yok. anne diyorum annem ninemle para sayıyor beni duymuyor. ben anne anne beaou diye aramızdaki çişim geldi senden başkasına söyliyemem haykırışıyla anneme sesimi duyurdum.

Ağrıda evler kerpiçten. ortada bir kapı açıyorsun üç metre genişliginde 6 metre uzunluğunda bir soa. ilk 2 metresi çamurlu ayakkabı elbise çıkarma alanı. yer toprak. sonraki 4 metresinde yere eski kilimler serili. duvarın dibinde büyükçe bir kömür sobası. yanınca yan odaları da ısıtıyor. zaten sofanın sonunda sağda bir kapı solda iki kapınında açıldığı iki geniş oda. biri oturmalık televizyonda var, öteki yatmalık. karşı duvarın dibinde yerden tavana kadar yer yatağı yorgan. kapasite bir kişi olsun otuz kişi olsun farketmez. zaten çocuklar kurşun kalem gibi dizilir yan yana..

$ s Yorumları

Cevap bırakın

Bir cevap yazın