içinde

Dingil tümer…

Toplanın hele, anlatacaklarım var!

Bu Tümer dingili var ya, neden bu kadar kin besliyor Sergen hoca’ya? 

Bu tümer, geçen aylarda yönetimden birine gidiyor; “hacı abi, sportif direktör lazımmış?” diyor, “ben yapabilirim ha!” 

Bizim yönetici de deyyo ki, “baaah şindi!”…. “Sen direktör dedin de aklıma ne geldi!” 

“Ahhaahhaahii!” diye hönkürerek güldükten sonra: “bizim koyde bi Hamdi ağbi vaardı; hani ferguson marka gırmızı bi trahtörü olan? Massey feeguson yahu, bildin mi?” 

tümer şaşkın şaşkın bakmaktadır o an, “yoo” der.

“Heee o, oooo!” diye alır bizim yönetici lafı hemen, devam eder:

“Bu hamdi ağbi darlasını massey ferkusonlan sürerken çapası daşa geliyo, gırıleyyo taammı? Aahhaahhi!..” 

tümer’in gözler faltaşı gibi açılmaya başlamıştır ama artık çok geçtir!  Lafa girip sormaya çalışır:

“Sporti…” 

“Şindi bunu alıp kasabaya demirçi Saalih’in tükkana götürüyolar… Bunun bi çırağı var, Sarı Kemal! Ustasının elinden alıyo bu çapayı; deyyo ben yaparınğ! Yapardın yapamazdın, yapardın yapamazdın derken bu Sarı Kemal basıyo istifayı, sikerin böyle işi deyyo; atıveriyo takım taklavatı.”

“Vay amk, ne diyon acaba? Sportif dire..”

“Dur şimdi! Bu Sarı Kemal bize burda ekmek yok, bari gideyim cebeli taarık’ta kır pidesi işine gireyin! …deyyo! Basıyo gidiyo guatemaala’ya! Orda kim karşılıyor onu?”

“Kim?”

“Damirçi Saalih!”

“Sen dut, çocuun arkasından atla gel; dur şunun göynünü alayım bir de, hem bir hava değişimi olsun… Bunu aleyo, bununlan gamboçya’da bicon anahtarı işine giriyomu! İşleri açılıyo; paraya para demiyolarmı! Gamboçya’da bir de rus manita yapığyonmu!… Avradı da boşuyomu!…”

Kalbi sıkışmaya başlayan tümer dingili, “Abi ne anlatıyon allasen? Bizim işi diyom… N’oolcek o iş?…” diye keser adamın lafını.

“Hee…O…O iş… Neyse… Demem o kii! O Hamdi ağbiye n’oolduuu?” 

“Vay derdini s.keyim, nerden çattık şu herife!” diye bunalan tümer’in son çırpınışları fayda etmez; olan olmuştur artık, pes eder. Dayı buna birkaç hikaye daha anlattıktan sonra “tamam tamam… Sergen hocaya bir sorayım” diyerek ayrılırlar…

Yönetici dayı Sergen’e durumu çıtlatır. Sergen sigarasını yakar, ve gülerek verdiği cevap şöyledir:

“Ney? Kim? tümer mi? Hangi tümer? Haa! Şu!…Yaa sigtirsin gitsin amına koduumun aveli! Sportif direktörmüş! La onun bildiği, benim unuttuğuma yetişmez; goduumun entel danteli!” 

Konuyu böyle kapattığı tümer dingiline bizim yönetici dayı tarafından bir iki hikayeyle birlikte aktarılınca bunun ömründen ömür gider, kinle dolarak trt’ye transfer olur…

Yani demem o ki, olay böyleyken böyledir…

Duyum: sağlam kaynak…(götüm!)

Şindi siz diyonuz “ne okuduk la biz?” diye… Deyceem o ki: 

“O tümere n’oolduu?”

$ s Yorumları

Cevap bırakın

Bir cevap yazın