içinde

İyi mi oldu?

Ne zaman iyi kadrolar kursak o seneler hep büyük engellemelerle karşılaşırız takımın ayarı bozulur o takım dağılır yeni yapılanma derken birkaç sene birden kaybedilirdi. Bu sene bari böyle olmasın derken aynı durumla yine muhatap oluyoruz klüp olarak. Sene başından beri bizim maçlardaki hakem hatalarının haddi hesabı yok. Öte yandan geçen sene maç sonlarında her şeyi çatır çatır konuşan hoca sene başı hedef gösterilmiş ve hoca dut yemiş bülbüle dönmüş. 

Ama biz Beşiktaş’ız diğer takımlar gibi sahada güçlü rakibe kabul ettirdiğimiz oyunumuz yoksa saha dışı saiklerle maç filan kazanamayız. Bu sene kadronun iyi olması belki bize bunu biraz unutturdu. Nihayet dün akşam takımın hocasının ağzından “oyun olarak dibe vurduk” ifadesini duyduk. Nihayet diyorum çünkü sene başından beri oynadığımız bir oyun filan yok. Ve biz sahada bir oyun ortaya koyamadığımız için hakemlerin yaptıklarını da dile getiremiyoruz. Adamlar “ne oynuyorsun da hakemi konuşuyorsun” deyip çıkıyor işin içinden. Oysa ben ne oynarsam oynarım hakemin işi maçı düzgün yönetmesidir ama biz Beşiktaş’ız biz sahada iyi oyun ortaya koymadıkça maç kazanamayız. Beşiktaş’ın kazandığı şampiyonluklara bakın, kaybettiğimiz şampiyonluklara bakın başka birşey göremezsiniz. 

Çözüm nedir? Bir kere hocanın sahada iyi bir oyun ortaya koymadığımızı kabul etmesi iyi olmuştur. En azından oyunun düzeltilmesi gerektiği kabul edilmiştir. Oyunu kim bozmuşsa oyunu yine o yani Sergen hoca düzeltecektir. 

Peki nasıl? Teknik direktörlerin futbolcularla olan ilişkisi biraz gönül ilişkisidir. Bu ilişki bozulduğunda saha içi de bozulur. Bu ilişkiyi düzelttiğinde saha içi düzelir. Futbolcuların hocaya olan güveni bitmişse geçmiş olsun. Sergen hocayı bize hep hiçbirşeyi kafaya takmayan bir adam olarak tanıttılar oysa 2 senedir öyle olmadığını defalarca gördük. Ama şunu da gördük kriz dönemlerinde krizin içinde bocalayıp duruyor. Çünkü futbolcular onun kölesi de işçisi de değil. Bu durumda yönetimin devreye girmesi gerekiyor yine aynı geçen sene olduğu gibi ondan önceki sene olduğu gibi Futbolcuların karşısına geçip nasıl ki Sergen hocanın Ersine “100 gol de yesen kalede sen olacaksın” demesi gibi. “hocanız Sergen Yalçın’dır işini düzgün yapmayanın canına okurum” demesi ve Sergen hocayla güven tazelemesi gerekiyor. Sergen hocanın da artık şu bitmiş adam pozlarını bir kenara bırakıp sımsıkı işine sarılması gerekiyor. Magazinsel işlere reklam işlerine saha dışı işlerine dikkat etmesi gerekiyor çünkü sen Beşiktaş’ın teknik direktörüsün. 

Dün akşam belki de iyi oldu geleceğin planlaması ve takımın yapılandırılması açısından bir sorgulama sürecini başlattı. Anlaşıldı ki havalı takımlar da kursan işin doğrusunu yapmadıkça bir netice alamıyorsun. Yapılacak olan Sergen hoca ile yolları ayırmak filan değildir.  Yapılacak olan taraftarıyla yönetimiyle inadına birlik olmaktır. Çünkü sene başından beri olup bitenin önüne anca böyle geçilebilir. Takım içinde bu birliği bozan yada bozacak kendini sahaya vermeyen gücü yetmeyen bıkmadan usanmadan aynı hataları tekrarlayan futbolcu olarak kim varsa ayıklanmalıdır. Gördük ki Sergen hoca saha dışı olaylarla muhatap olduğunda saha içini kaybediyor o zaman saha dışını yönetimden birileri üstlenmeli. Yapılacak olan  Sergen hocayı sadece saha içi ile muhatap edecek şekilde başkanın devreye girip meseleye el atmasıdır. .Çünkü bana göre başkanın geldiğinden bu yana yaptığı en iyi iş kriz çözmesi ve kriz yönetme becerisidir. 

Şimdi önümüzde iki maç var ikisi de içerde. Bu maçlarda taraftar da üzerine düşeni yapıp gereken desteği vermeli ve birlik çağrısını sahaya yansıtmalı. Ajax maçı artık formalite maçı kazanmak ya da kaybetmek arasında maç primi dışında bir fark yok. Ama Giresun maçı taraftarıyla yönetimiyle takımıyla birliğin ve dirilişin maçı olmalıdır. Bu takım ne zaman düşse onu taraftar ayağa kaldırmıştır. O yüzden taraftara bu hafta çok iş düşecek ve yine taraftar üzerine düşeni yapacaktır. Bana göre takımın birkaç tane galibiyete ihtiyacı var. İnşallah Giresun maçı başlangıç olur. 

$ s Yorumları

Cevap bırakın

Bir cevap yazın