içinde

Karşı Komşunun Kızı…

Ortaokulun sonu ya da lise yıllarının başındayım sanıyorum.. 

Cümle adem evladının vücut ikliminin değişmeye başladığı vakitler.. Hele de erkek taifesinin, dürülüp duvara dayanmış yolluğun orta göbeğine hallenmekten işine gücüne, okuluna derslerine yoğunlaşamadığı yaş döneminden, ben hakir kardeşiniz de nasibini almış idi helbette….

Rahmetli anneciğim, hal ve gidişime baktığında halimin hal, gidişimin de gidiş olmadığını; dersleri asmayı bırak dönüp bakmadığımı, kitabın kapağını açmaya niyetimin dahi olmadığını anlıyor tabii ki… 

E, böyle olunca da garip anam, çilekeş anam dizginlere hakim olup bendenizi hizaya getirmek için -n’aapsın?- gaz verme çabaları çerçevesinde karşı komşumuzun pek bir başarılı olan kızını (adı Belma olsun) örnek gösterip duruyor… Hatta örnek göstermeyi geçtim, başıma kakıp- duruyor…

“Belma şöyle başarılı… Belma böyle başarılı… Sınıfın birincisi… Okulun göz bebeği…  Belma’nın notlarını görsen var ya ü-hüü… Karnesi yukarıdan aşağı, hep pekiyi” filan…

E haliyle bende (ergen psikolojisi işte) Belma’ya karşı öyle bir tepki oluştu ki sormayın…

Garibim kızın olandan bitenden zerre kadar haberi yok elbette ama (@Ziya) bendeniz, Belma ismini bırak, ardından “ma” gelir mi acep korkusuyla “Bel” lafını duymak istememekteyim, o derece yani… Belki de bu yaşanmışlık yüzündendir, bilinmez, ileriki yaşlarımda çocuklarımı okulda, sporda ya da diğer alanlarda, elden geldiğince, başkalarının çocuklarıyla kıyaslamamaya, kıyasladığım zaman da belli etmemeye gayret ettim hep… 

Ne var ki, öte yandan, rahmetli babam da sürekli tabiattan örnek gösterir, “Ağaç yetiştirenler, mümkün olduğunca yan yana ekerler fidanlarını… Çünkü o vakit fidanlar birbiriyle yarışır, boy atarlar” der dururdu… Yani, kısacası, rekabet iyiydi…. Ve de herkes yanındakiyle, yöresindekiyle yarışarak rakibini geçmek isterdi… İnsanın ve doğanın gelişme yollarından biri de buydu…  

Şimdi, ömrümüzün bu ahir yıllarında (Dur yahu, Allah gecinden versin, yaş henüz 27) rahmetli anneciğimin pozisyonuna düşmek istemem elbette ama (bak yine @Ziya😉) forumumuzun durumu ile ilgili olarak, babacığımın gösterdiği yolda yürümemizin yararlı olacağını yahut bir diğer deyişle en azından zararlı olmayacağını söylemek durumundayım…

Bir forum inşa ediyoruz: “KartalYorum.com”… Güzel..

Ve elimizde daha önce yapılmış ve yıllar içinde gelişerek şu andaki haline evrilmiş olan başarılı bir örnek var: “Mustafavmms.com” …

Ne yani, yararlanmayacak mıyız şimdi biz, bu başarı öyküsünden?…

Aslında bence hiçbir sakıncası olmamakla birlikte, haydi kopya çekmeyelim kabul, eyvallah… Yeni forumumuz eskisiyle birebir aynı olmasın… Daha değişik, farklı, özgün olsun, tamam… 

Ama, eskisinin kolaylığını, rahatlığını da aratmasın🤔🤔🤔… 

Ohh diyelim… Hasret çekmeyelim…

Bu çerçevede, asıl örnek işte hemen orada, yanı başımızda dururken “şurası şöyle olsun, burası böyle” muhabbetine girmenin pek manası olmayacak… Yeni forumumuzun yapımcısı olan programcı kardeşimiz dönüp ötekine baksın, incelesin… 

“Belma” neyi nasıl yapıyorsa, yapımcı kardeşimiz de onu -en azından- o şekilde dizayn etsin, düzenlesin… Ha, elbette, becerebildiğimiz ölçüde daha iyisini daha güzelini, daha albenili olanını da yapmasına karşı değiliz, bir lafımız yok…

Kişisel düşüncelerim:

  • Fazla detaya girmeyelim… Detaylar bazen fazlasıyla boğucu olur… Yeni forumumuzdaki “Kategoriler” belki de (ve galiba) bu forumun ruhuna pek uygun düşmeyebilir.. “Belma”‘nın güzelliğinin nedeni, biraz da akış biçiminden kaynaklanmaktaydı… Sayfanın başından aşağı doğru yol alırken, çok ciddi bir paylaşımın hemen ardından, olabilecek en sulu, en saçma, en gerçeküstü ya da en erotik bir paylaşımın gelebilmesiydi Belma’yı çekici kılan… Aşağı doğru akan bu sayfa yapısı sayesinde, hepimizin ruh haline son derece uyan “Zıpır” bir havayı yakalayabiliyorduk… Az yukarıda ciddi bir paylaşımın altındaki yorumlarda millet, takım dizilişi ve oyuncu tercihleri konusunda birbirine girip kafa göz yararken, aşağılarda bir yerde bir başka grup, çocuklar gibi gülüp eğleniyor, geyiğin dibine vurabiliyordu… Bu formattan uzaklaşmamız gerektiği kanısında değilim.. Artı, Kategoriler arasında dolaşırken diğer taraflarda, başka dünyalarda, yandaki kategorilerde yaşanmakta olanlardan uzakta kalma endişesini yaşamamak için, dikine bir akış biçimini benimsemenin forumun takibini kolaylaştıracağını düşünmekteyim…  
  • Hepimiz işi gücü olan insanlarız… Okuyoruz, çalışıyoruz yahut seyahat ediyoruz(muşuz) @FerMe😉😉😉.. Bu esnada, arada bulduğumuz kısacık vakitlerde foruma girip bakıyoruz… Yorumlar yapıyoruz, bir yazı gönderiyoruz… Bu daraşmalık vakitlerde yazdığımız yazılarda, bazen, istediğimiz kurguyu gerektiği ölçüde çatamadığımız oluyor… Yazımız eksik ya da fazla olabiliyor… Fikirlerimizi tam olarak yansıtamadığımız anlar oluyor… Oysa Belma’nın evinde, yazıp gönderdiğimiz bir metne sonradan bakıp yaptığımız hataları gördüğümüz vakit, hemen o anda metnin içine -kolayca ve defalarca- dalıp gerekli değişiklikleri yapabiliyoruz… Bu yeni evde de aynı ya da benzer imkanların olması faydalı olacaktır…
  • Belma’nın evinde, yazılan bir yazıyı beğenmenin yanı sıra altına yapılan yorumları da beğenmek ya da istediğimiz birine doğrudan yanıt vermek mümkündü… Bu özelliğin sürmesi iyi olacaktır…
  • Benzer şekilde, bir yazının altına yaptığımız bir yorumun ters, garip, itici, kırıcı, rahatsız edici veya fazlasıyla alaycı kaçtığını (vb, vb, vb) düşündüğümüzde yazdığımız bir yorumu hemen o anda ve defalarca düzeltebilme/edite etme  yahut tümden silme imkanımız vardı… O imkanın sürmesi yararlı olacaktır düşüncesindeyim…
  • Yeni evimizde, gelen bildirimleri gösteren -içinde rakamlar bulunan- daireyi (@MuratHoca) tıkladığımızda gelen bildirimin niteliğini ya da bildirimin açık metnini görme imkanımız bulunmuyor… Açılan bir listede “okundu” olarak işaret ettiğimiz bildirimin ne olduğunu bilmeksizin “okundu” ibaresini koyup geçiyoruz…  Belma’nın evindeyse,neyin ne olduğu açık seçik ve sarih biçimde görülmekteydi…
  • Belma’nın evinde (sıkıldınız değil mi?… ben de sıkılmıştım o yaşlardayken, Belma da Belma denildiğinde) bir yazıyı yazıp gönderdiğimizde, gönder tuşuna bastığımız anda yazı, saniyeler içinde sayfadaki yerini alırdı… Yeni evimizde “inceleme için gönder” tuşu gönderilerimizin akışını yavaşlatan bir özellik taşımakta… Hele de maç günlerinde yaşadığımız telaşlı ruh halinde bu konudaki gecikmenin, maçın gerginliğine ek bir rahatsızlık yaratma ihtimalini hatırlatmak isterim… Not düşmek isterim: Bir yazının altına yorum attığımız vakit bu türden bir gecikme yaşamıyoruz… Bu güzel… .

Yani hocam/hocalarım, bu adrese taşınan üyelerin yalnızca birinin değil, neredeyse tamamı diyeceğimiz kadar büyük bir bölümü şikayet etmekteyse gerçekten de bazı sorunlar var demektir…

Sorunların giderilmesinin en kolay ve en basit yoluysa, şikayetçilere eski evin rahatlığını ve kolaylıklarını sunmaktır… Üstelik bu sunuma ulaşmak da son derece kolay… Çünkü, Cem Yılmaz’ın da dediği gibi “Bakın, burada yapılmışı var”…

$ s Yorumları

Cevap bırakın
  1. Son derece güzel dile getirdin sevgili Sverisson.Zaman sıkıntısı yaşayan biri olarak sadeliği seviyorum ama degerli gezginimiz Fer-Me den aldığım bilgilere göre herşey daha güzel olacakmış:) Bekliyoruz ..Ah komşu kızı ahhh..

Bir cevap yazın