içinde

Koşu mesafesi üzerine…

Bence çok koşmaktan ziyade “koşu kalitesi” daha önemli. Amiyane tabirle,  deli danalar gibi koşup etkili hiçbir hücum aksiyonun olmazsa yenilmeye veya en azından kazanamamaya mahkumsun🤷🏼‍♂️. Aynı pas yüzdesi kavramında olduğu gibi… Maldonado da yüzde yüz pas isabeti ile oynardı ama topu yana, geriye, sağa, sola atardı. Koşu mesafesi kavramı bu yüzden yanıltıcı da olabilir.
Dayanıklılık kavramı da günümüz futbolunda çok değerli. 100 km koş ama aynı kalitede ve aynı performans ile koş. 90. Dakikada, 5. Dakikadaki deparın aynısını zorlanmadan atabiliyorsan zaten belli bir futbol seviyesini yakalamışsın demektir. Bu sebeple illa ki Dortmund gibi her maç 115-120 kilometre koşmak zorunda değiliz. Önce takım oyunu kavramını oturtup takımın çoğunluğunu aynı teknik ve fiziksel kondisyon çizgisine getirirsek hem Avrupa maçlarında hem de Lig maçlarında rahat ederiz.

$ s Yorumları

Cevap bırakın
  1. Aha! Ben demiştim:)))
    Dostum az aşağıda “misafir kartal” kardeşimizin yorumuna bir cevap atmışdı idim:))
    yanlış anlamayasın, senin yorumundan epeyce önceydi🙃
    Sonra deme laf attın falan diye:)))
    Bu arada yorumuna katılıyorum; çok haklısın👍👍👍

  2. Hocam maalesef “kaliteli koşu” daha önemli değil, eğer City gibi %60+ topla oynama oranına sahip olamıyorsan yani rakibi koşturamıyorsan, koşmak doğru adam paylaşımı ve press şart oğlu şart. Bakma sen 22 şut yemişiz, 2. liverpool vakası olmadığı için şanslıyız,3- 4’ü bulsalardı bizim takım psikolojik olarak kaldıramazdı

Bir cevap yazın