içinde

Ritim Problemi…

Adana Demirspor maçının ilk yarısı bittiğinde, ”bu takımın ihtişamına sadece saygı duyulur” cümlesini kurmuştum..

İkinci yarı başka bir takım çıktı sahaya. 90+10’da yenen gol Beşiktaş’ı resmen paralize etmeye yetti.. O günden bu yana sahada ”ne yaptığını bilen” bir Beşiktaş izlemedim maalesef. Sakatlıklar, hakem kararları, fikstür rezillikleri üst üste bindi. Ve günün sonunda Beşiktaş kendi açısından dibe vurdu.

Bu takım bu değil. Bu takım bundan çok fazlasını oynar inanın. Kadrosunda Pjanic gibi bir profesör olan her takım şu anda lider olabilirdi. Bunu başaramamışsak, bu organizasyonun her dişlisi sorgulanır, sorgulanmalıdır..

Geçtiğimiz sezon kırık dökük bir kadroya rağmen her oyuncuyu formunun zirvesine çıkarıp, o zirvede tutup, o form düzeyi ile bitişi çizgisine ulaştıran hocaya methiyeler dizdiysek,,,

Bu sezon hemen hemen her oyunsu kötü görüntü veren hocaya gerekli eleştirilerin yapılması zarar değil fayda sağlar.. 

Bugün de dertliyim esasında. Kenardaki Abdullah Avcı denen eziğe 70. dakikada ”Beşiktaş takımından kimler çıksın” diye sorsak, Pjanic, Larin ve Güven hemen çıksın” derdi muhtemelen.. Resmen rahat bir nefes aldırdık Avcı’ya..

Bu değişikliklerin sebebi muhtemelen beraberliği korumaktı. Ama hem beraberliği koruyamayıp hem de kontradan gol yeniyorsa, organizasyon sorgulanır. 

Bugün takım etkili gibi görünse de bilinçli işler çıkmıyorsa ortaya, ve bu görüntü yaklaşık 2 aydır devam ediyorsa sorgu sayısı artar. Normaldir..

Bu takım buradan da elini kolunu sallayarak şampiyon olur. İnanıyorum, inanın. Ligin namağlup liderini bugün izledik. Pırpır adamları kaçırmak dışında hiçbir boka sahip olmadıklarını gördük. Bu kırık dökük, ne yaptığını bilmeyen Beşiktaş karşısında bile nasıl paralize olabildiklerini gördük..

Bu takım SAHAYA ODAKLANIRSA ŞAMPİYON OLUR. 

Ama önce kaybettiği ritmini bulacak. Oyuncuların niyetlerinden şüphem yok. Hocanın yapabileceklerinden şüphem yok. Ama önce kafayı kaldıracağız..

Önce FORMA ADALETİNİ egemen kılacağız. Belli ki içerde problemler var. Bu problem kalite problemi değil.. TEKNİK ve MENTAL problemler  bunlar.. Çözmek de bizim işimiz değil..

Artık hiç kredimiz yok. Umarım akıllar başa çabuk alınır..

$ s Yorumları

Cevap bırakın
  1. Oynadığımız bütün rakiplere tek yanlı ve boğucu bir baskı kuruyoruz..
    Özellikle kendi sahamızdaki bütün maçları (ve maçın neredeyse tamamını) rakip yarı sahada oynuyoruz..
    Biz bastırdıkça rakip gömülüyor..
    Beşiktaş’ın iç saha maçları yarı sahadaki 21 futbolcu arasındaki itiş kakış şeklinde geçiyor..
    Bu kalabalığı dağıtacak güç ve beceride oyuncumuz yok..
    Gol atamıyoruz,
    Golcümüz yok..
    Golcümüz var
    Ama golü yok..

    Çok kötü, zamansız ve gereksiz puan kayıpları yaptık..
    Sonuç olarak bir biçimde ama kötü bir şekilde milli araya attık kendimizi..
    Puanımız kötü,
    Sıralamadaki yerimiz kötü,
    Ruh halimiz kötü..
    İşimiz kolay değil..

    Bu milli arada yapılacak ilk iş teknik/sağlık ekibini hizaya sokmak olmalıdır..
    Takımın dikişleri atıyor..
    Masörlere, fizyoterapistlere, yardımcı antrenörlere çekidüzen şart..
    Ne oluyor?..
    Bir takımda oyuncular bu kadar çok ve kolay sakatlanmaz..
    Takımın namuslu papazları ve çaylakları tek tek ve ayrı ayrı dinlenmeli..
    Takımda iyi gitmeyen bir şeyler var..

Bir cevap yazın