içinde

Şampiyonlar Ligi, Grup, Marka..

1. ”Beşiktaş kolay gruba düştü” algısı o kadar hatalı, o kadar zararlı ki, derinlemesine bakıldığı takdirde daha iyi anlaşılacaktır..

Beşiktaş, 2013 yılında bir serüvene başladı. Hem marka değeri, hem reyting hem de başarı anlamında uçurumdan son sürat yuvarlanan kulüp, adım adım başka bir yapıya dönüştü. Her sezon başında yapılan hamlelerle daha da güçlendi. 2017 yılında her anlamda zirveye çıktı. Daha da ötesi, ülke içinde rakipsiz kaldı. Şampiyonlar Ligi’nde yapılan iş, bir daha muhtemelen hiçbir Türk temsilcisinin başaramayacağı kadar heybetli bir işti. Ben, Porto takımının Beşiktaş’ın baskısı karşısında ”kazanması gereken bir maçta köşeye sıkışıp beraberliğe de tamamım” dercesine geri çekilmesini asla unutmayacağım.

İşte bu yapıyı paramparça ettiler. Hem de öyle alttan alta değil, dalga geçercesine, gözlerimize soka soka..

Oysa altın bir fırsat yakalamıştı ülke futbolu. Yapılacak iş, Beşiktaş seviyesine çıkmayı denemek olmalıydı. Ama tam da kendi iğrençliklerine, tembelliklerine, cin fikirlerine ve haksız kazanç sevdalarına yaraşır şekilde 4 değil 14 koldan devirmeye çalıştılar Beşiktaş’ı..

Sonuç; seneye Şampiyonlar Ligi’ne direkt takım gönderemeyecek Türkiye. Ülke sıralamasında Güney Kıbrıs’ın dahi altına düşmüş. Umarım en sona düşer. Bizim yönetim anlayışımız, bizim rekabet zihniyetimiz oralara bir kaç beden büyük geliyor. 

2017 yılını unutmayın. 2017 yılı, sadece Beşiktaş’ı değil, ülke futbolunu da kuyuya atma yılıdır. Övünsünler eserleriyle..

Konuya dönüyorum. 2017 yılında çelme takılmamış bir Beşiktaş, muhtemelen üzerine koya koya dünkü kura çekimine 2. torbadan girecekti. İnanın hiç uzak değildi. Rakip fark etmeksizin her takımla kafa kafaya oynayabilecek yapıya ulaşmış olabilirdik..

Ama bugün değil..

2. Üzülerek söylüyorum ki, Beşiktaş çok ağır bir fikstür çekti. Diğer gruplara göre ”eh işte” diyebileceğimiz bir kura olmakla beraber, grubundaki 3 takımın da bir hayli gerisindedir. Bu 3 takıma üstünlük kurabilir miyiz? Mümkündür. Ama en konsantre halde ve en doğru taktikle oynamak zorundayız. Göreceğiz 🙂

3. Üç sezonluk bir aranın ardından Beşiktaş’ın yeniden Şampiyonlar Ligi platformunda boy göstermesi çok güzel. Aradan 3 yıl geçmesine rağmen ”COME TO BEŞİKTAŞ” sloganının unutulmaması, rakiplerin bu sloganı kullanarak Beşiktaş’a selam çakmaları olağanüstü. Bu sloganı bulan, bu kadar harikulade bir marka haline getiren başta Candaş Tolga olmak üzere, emeği geçen herkesi kutlarım..

4 ve son 🙂 Yeni ve harika bir serüven bizleri bekliyor. Önünü sonunu düşünmeden Beşiktaş’ı izleyecek olmak güzel. Beşiktaş’ın iyiyse kazanacağını, kötüyse kaybedeceğini bilmek, sonucu bir hakem kırığının belirlemeyeceğini bilmek güzel. Beşiktaş’ı, en tepede, olması gereken yerde tekrar görmek, ÇOK GÜZEL.. 

Şansın bol, enerjin sonsuz olsun Beşiktaş..

$ s Yorumları

Cevap bırakın
  1. Su Batman ve Alex oturursa bizim takim da hic fena degil. Rocky 1 filmine donebilir olay. Benim dikkatimi ceken ilginc detay yoneticilerden futbolculara “koyar geceriz” havasi var. Aslinda bu havadan cok ciddi bir motivasyon ve kendine guven. Sunepe Gunes doneminde bile boyle ozguven gormedim ben. Yani onlar Almanya sampiyonuyla falan eslestigimizi biliyordur herhalde ama ciddi bir ozguven var. Bu cok ilginc geldi bana. Kimse “temkinli”, “tutarli”,”sagduyulu” konusmuyor. Kime miktofon uzatsan ” o is bizde” havasi var. Ilk mac ciddi ve en onemli test olacak.

  2. Şimdi de kalkmış ülke puanı, marka değeri vs.vs. diye konuşup duruyorlar be Serdarım… “kolay grup” algısı başarılı olursak başarıyı küçümsemek için, başarısız olursak da bizi komple küçümsemek için yapılıyor. Hani şu grupta bile yapamadınız demek için…
    Daha dur gene fikstürler sıkıştırılacak, anlamsız kupa maçları girecek araya:)
    Ellerinden geleni ardına koymuyor ibneler.
    Göreceğiz bakalım; neler olacak!

Bir cevap yazın