Nasıl anlatılır bilemediğim için ağırlığı düşük ifadeler kullanıyorum ama öyle böyle anlatılacak bir durum değil dünkü maç. Kısaca resmen tezgaha geldik diyebilirim. Rakibin oyun kalitesi, oyuncu kalitesi bizden iyi olabilir ama bu onların maçı hak ettiğini göstermez. Yine hak etmedikleri bir maçı göstere göstere elimiziden alıp gittiler. Hem de biz maçın başından beri hiç oyuna giremeden. Oysa ne bekliyorduk en azından ben ne bekliyordum. Seyirciyi arkamıza alıp maça gümbür gümbür girelim. Hızımızı kondisyonumuzu sahaya yansıtalım. Rakibe Beşiktaş’ın sahasında olduğunu daha maçın başında hissettirelim. Olmadı. Tutuk bir oyun, yavaş bir tempo ve sahaya etkisini hissettiremeyen bir tribün.
Peki bunda ana unsur nedir diye sorarsanız. Tek cevabım var: Hakem Hakem Hakem. Oyunun akmasına müsade etmeyen hakem. Verdiği vermediği kartlarla çaldığı çalmadığı düdüklerle sahanın havasını bozan, tribünün havasını bozan hakem. Ve hava bozulunca biz de hem takım olarak hem oyun olarak bozulduk. Motivasyonumuz kalmadı, gardımız düştü. Ve o saçma golü yedik. Orkun Olaytan’a faul yapıldığını söyleyerek oyunu bırakıp hakemle uğraşıyordu. Top Sane’ye giderken hala yürüyü yürüye gidiyordu oraya. Sane’nin önünde üç oyuncu varken hiç biri adama müdahale etmedi ve adam çok rahat bir orta yaptı. Top Osimen’e gelirken, hem Agbadu hem Morillo rakibini bırakıp ofsayta düşürmekle uğraşıyordu. Ersin ise bu kadar hengamenin içinde pozisyonu ofsayt gibi değerlendirip üzerine gelen topa gardı düşmüş bir şekilde çok zayıf bir müdahalede bulundu ve golü yedik. İşte aynen böyle oldu.
Maçın havası kaçınca böyle olur. En basit şeyler bile dikkatinden kaçar. Ve bizim de kaçtı. O sıralar inşallah ikinciyi yemeden devre arasına gireriz diyordum kendi kendime. Öyle de oldu ve ikinciyi yemeden devreye girdik. İkinci yarı bana kalırsa gayet de iyi başladık ve hem bizimkiler hem de gs liler nerede olduklarının farkına varmış gibiydiler. Ve bizimkiler artık hissettirmişlerdi gs ye nerede olduklarını. Ama adamların derdi maçın başından beri oyun oynamak değil hakemle oynamaktı. İkinci yarı bu işi daha da abarttılar ve oyun hiç oynanmadı oyun hiç akmadı. İlk yarı çıkmayan kartlar ne hikmetse ikinci yarı çıkmaya başladı ve çıkan bu kartların hepsi oyunun durması, yavaşlaması için bir sebep oldu hep. Ve bunda ana unsur nedir diye sorsarsanız Yine tek cevabım var: Hakem Hakem Hakem.
Peki bütün olayı hakemle mi izah edeceğiz. Hakemin arkasına saklanıp da herşeyi görmezden mi geleceğiz. Evet herşeyi hakem üzerinden izan edeceğiz ve hakemin arkasına saklanıp herşeyi görmezden geleceğiz. Çünkü bu lig bu. Çünkü bu rakip bizi hakem olmadan hiç yenemedi. Öyleyse bu rakiple maç oynarken hakem faktörünü göz ardı ederek birşeyi izah edemeyiz.
Takım yeniden kurulurken yeniden oluşturulurken tecrübelenirken bu konularda da takıma tecrübe kazandırılmalıdır. Bu maçların nasıl oynanması gerektiği takıma öğretilmelidir. Saha içinde yatmalara kalkmalara hakemle oynamalara oyunu soğutmalara nasıl tepki verilmesi gerekiyorsa, öyle tepki verilmesi, trübünü olayın içine nasıl çekmesi gerektiği, rakibin nasıl sinirlendirilip de oyundan düşürülmesi gerektiği öğretilmelidir. Dün biz bunların hiç birini yapmadık yapamadık. Malesef oyun tecrübemiz saha tecrübemiz, özel olarak yukarıda saydığımı hususlarda uzmanlaşmış bir rakip için buna uygun değil ve yetmedi. Biz dün oyunumuzla kaybetmedik maçı yada rakibin oyununa boyun eğerek kaybetmedik maçı. Zaten rakip bir oyun filan oynamadı. Dün biz oyun oynayamadığımız için en basit haliyle bile oyunumuzu oynayamadığımız için kaybettik maçı. Bana göre bunda birinci unsur Hakemin saçma sapan yönetimidir. “Oyun ne kadar soğursa ne kadar yavaş olurrsa işime gelir mi diye düşündü?” bilemiyorum ama malesef sonuç böyle yine hakem.
Tekrar soruyorum. Peki bütün olayı hakemle mi izah edeceğiz? Hakemin arkasına saklanıp da herşeyi görmezden mi geleceğiz.? Evet herşeyi hakem üzerinden izan edeceğiz ve hakemin arkasına saklanıp herşeyi görmezden geleceğiz. Çünkü bu lig bu. Çünkü hakem meselesi artık Türkiye’de kördügüm olmuş bir meseleye dönüştü. Ve kördüğüm artık çözülemez bir hal aldı. O yüzden daha şimdiden başta bizim yönetimimiz olmak üzere diğer klüp yönetimlerini de harekete geçirerek bu yerli hakem sarmalından kurtulmak için azami gayret gösterilmelidir.
Sergen hocanın gs maç sonu açıklamalarını ve konuşmalarını her Beşiktaşlının izlemesini ve dinlemesini isterim. Malum durumu ve malum düzeni gayet net bir şekilde izah etmiştir. En çok dikkatimi çeken cümlesi de “Ben böyle yenilmek istemiyorum.” cümlesidir. Evet biz artık böyle yenilmek istemiyoruz. Son bir kaç senedir. rakiplerin arkasında kalmamızın sebebi de sadece oyun ve oyuncu kalitesi, yönetim değişiklikleri ve hoca değişiklikleriyle izah edilemez. O kadar çok hakem darbesine maruz kaldık ki sanki özellikle bir el bile isteye bizi devre dışı bırakmak istiyor gibi. Artık tüm Beşiktaş camiasının bu fotoğrafı görmesi lazım. Bizim futbol iklimilizde saha içinde güçlü olmanın yolu biraz da saha dışında güçlü ve birlik olmaya bakıyor.
Yukarıda bu tür maçların nasıl oynannası gerektiğine dair yazmış olduğum bütün hususları malesef rakip bize karşı uyguladı ve malesef kaybettik. Hem çok kötü bir şekilde hem de hiç bir şekilde “işte biz buyuz” diyemeden kaybettik. Bu maç bizim için iyi bir tecrübe maçı olmuştur. Bu maçtan çıkarılacak çok dersler vardır. Bence yok yere kaybettiğimiz bu maça öyle bakmalıyız. Gelişen ve yeniden oluşturulan bir takım için Sergen hoca bu maçı ekrana koyup defalarca futbolculara izlettirmelidir. Maç içerisindeki hakemle olan iletişimler hakeme yapılacak baskılar, hakemi yönlendirmeler, hakemi aldatmalar, oyunundan çalmak için yalandan yatmalar, oyunu soğutmalar, maç içi çirkeflikler vb. defalarca defalarca izlettirmeli ve oyunu sadece bir saha içi oyun olarak oynamayan rakiplere karşı takımı bu yönde de yetiştirmeli ve geliştirmelidir. Bu konuda uzmanlaşmış bir rakiple oynanan bu maç bu anlamda çok iyi bir eğitim maçı olacaktır. Yol görünmüştür. Yapılacaklar bellidir. Yeter ki ligin dengesi kurulana kadar mücadeleden vazgeçilmesin. Bunu daha önce Beşiktaş yapmıştır. Yine Beşiktaş yapacaktır.
“BEN ARTIK BÖYLE YENİLMEK İSTEMİYORUM”
Saygılarımla….
Söylenen sözümona kalite farkına rağmen hakem oyunları olmadan hiç bunlar… ya da o kalite farkı dedikleri şey hakem oyunundan başka bir şey değil. Her satırına katılıyorum dostum👍👍
Kardeşim emek vermişsin yazmissin yazdıklarınada katılıyorum… saol varol. Nesiller degisiyor bu ortamlar değişmiyor… 3 çocugum yası 9 u geçmiyor bunların asla beşijtası desteklemekten vazgeçmezler cunku biz besiktası farklı anlatıyoruz yaşıyoruz… bu gs de böyle herşey mübah ar damarı catlamıs insanlar toplulugu böyle bir maçtan sonra bile hakemi begenmedik felan diyebiliyirlar… aslı aslına nesli nesline demişler …