Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Of of offfffffff…
Ne lezzetli, ne olağanüstü bir anlatım bu..
Gözlerden şlaaaaaaaakkkkkkk!!!! edasıyla film şeridi geçiren bu OKKA GİBİ adamın derhal peşine düşüyorum 🙂
Dip Not: Hayatlarımızın b.ka sarmasının ”Çizgi Romanların Ölümü” ile başladığını söylemişti Prof. Dr. Kazım .. hocam 🙂 Haksız değil sanki 🙂
Sanat, insanoğlunun en önemli sorunlarından birisi olan anlamsızlığa anlam katabilme çabasıdır, bir efsundur aslında.. Goethe’nin de dediği gibi yaşamaya zaman ayırmaktır, saflıktır, sadece iyiliğin değildir, iyilik yada kötülük her ne olursa olsun bunun dürüstçe dile getirilme çabasıdır sanat…Ve bu sonsuz deryaya dalıp da ne kadar derinine ulaşırsan o kadar anlam katabilirsin ömrüne.. İşte şu yukarıdaki üçlüye bir bakın: Yazı sahibi ve altına yorum yazan iki ADAMa (Adaş ve Üstada)..Yazı ve yorumlarında seçilen kelimeler, en anlamsız anlara dahi çok rahat şekilde kazandırılan anlamlar.. Ergenliğin fluluklarının Eurovision yarışması birinciliği ile ve bir öğlen vakti okul hoparlöründen çalan rock melodisi ile, babasına olan özleminin dergilerle, aşk, heyecan, endişe ve hatta ölümün de sinema filmleri ve fotoromanlar ile anlamlandırıldığı bir yaşam.. Ve bunların her birine tutunarak yapılan geriye dönük gece yolculukları… Ne diyebilirim ki.. 👌👌👌
Ben yazmaya başlarken Ziya yorum yazmamıştı henüz, ona da buradan sevgiler 😁 ilgi ile takip ediyorum kendisini..
Ben boyle agdali dille yazilan seylerden haz etmiyorum. Genelde bunlari okuyunca sinirleniyorum ve hatta icimde siddet hissi uyaniyor. Bu konuda cok ciddiyim. Ozellikle burjuvanin yazmadigi folkorik entel metinler bende daha fazla gerginlik yaratiyor. Suslu yazi tarzi zaten burjuva yazarlarinda fazla olmaz. Beni ceken seyler daha cok paldir kuldur edebiyati, metropol edebiyati. Camus, Reich, Salinger, Bukowski falan gibi adamlarin dili hosuma gider. Yapi meselesi tabii. Herkes ayni tornadan cikmiyor. Tamamen zevk meselesi ama ben sevmem bu turu.
Kişisel geçmişine
ve bu arada o dönemi benzer taşlara basarak yürümüş olanların geride bıraktıkları izlere dair yazılmış naif bir yazıyı; hepi topu çok da şiirsel bir dille yazılmış nostaljik bir anı yazısını tutup da şöyle nitelendirdin ya, aşk olsun sana Ziya hocam..
En sevdiğim türlerdendir aslında, gezi yazıları..
Bu da yazarın, kendi geçmişine yapmış olduğu gezilere dair bir yazıydı ve ben gerçekten çok beğendim..Söylediklerini fikir beyanı / düşünceyi ifade özgürlüğü kapsamında değerlendiriyor ve elbette saygı duyuyorum..
Bir o kadar da ilginç buluyorum..Mümkün olduğu kadar sakin olmaya çalış..
Yorma kendini..
🙂🙂🙂🙂🙂
💖💖💖💖💖@sverisson cum. Bu yaziyi begenmeme hakkimi kullanabilir miyim lutfen. Bu dili de sevmeme ozgurlugumu kullanmak istiyorum. Herkesin zevki ayri. Sen bugulu gizlerle bakan, ince parmaklariyla zarifce sarap bardagini tutup yanina sokulup sessizce konusan bir kadin seversin ben de kacik coraplarinin altina topuklu ayakkabi giymis ciklet cignerken sigara icen, ickisini de bira sisesinden icen kadini severim. (not: ciddiyim)
Niye iki ayrı grupmuş gibi sınıflandırma yaptınız ki.. Ben belki bana orjinal gelen tüm kadınlarla şansımı denemek istiyorum 😁 Bazen kalabalık içerisinde ince parmakları ile zarifçe şarap içen bir kadın, sessizce yanınıza yanaşarak kimseye çaktırmadan kaçık çorabını gösterip, o buğulu bakışlarının arasından anlık haşin bir göz kırpış ile sizi odasına bira içmeye davet edebilir..Bu konuda çok ciddiyim..
Bu tartışma fazlasıyla ciddi
Ve giderek daha da ciddi olmaya başlıyor..
Ciddiyim bak..(aynı fikirdeyim Zeus..
ve işin kötüsü, galiba ben de ciddiyim..)😏😏😏😏😏
😀 Ciddiyet ömrü kısaltır konulu bilimsel makaleler var üstad aman.. İnce espri ve ironinin, bağışıklığı güçlendirmek, tansiyonu düzenlemek, stresi ve yorgunluğu azaltmak, organlara masaj yapmak ve kas gerginliğini azaltmak gibi pek çok yararı varmış.. Doktor öğle arasında buraya uğrayacakmış öyle yazdı, konu ile alakalı gerekli açıklamayı tüm ciddiyeti ile yapacaktır 😁
Sana verdiğim yanıtın ilk paragrafında kendimi ve yazıyı neden beğendiğimi savundum hocam,
İkinci paragrafındaysa sana hak verdim, seni savundum..
Gözünden kaçmış olmalı..Son paragrafı hiç dikkate alma, çünkü ssna takıldım yalnızca orada ben..
Kadın konusuna hiç girmeyeceğim, zorlama beni..
Orada hiç anlaşamıyoruz çünkü..
Charlize Theron hariç..
“O da nasıl olduysa artık..” demek isterdim,
Ama diyemem..
Kategori üstü bir hatundur çünkü o..
Beğenmeyenle dostluğumu keserim, o kadar..
(yalan tabii..)Sevgiler, gencadam..
Biraz denişik bir genc ama,
Yapacak bi şey yog..
🙂🙂🙂🙂🙂
Ziya üslüp ile ilgili yazmış o konuya girmeyeceğim… İçerikte bir cümle dikkatimi çekti… “Siyah önlük yerine mavisini giymenin beni şaşırtması dışında okulda yine sevilen bir öğrenci olmuştum.. ” Mavi önlük ilk okullarda 90 lı yıllarda kullanıldı… ( Okullarda siyah önlük zorunluluğuna 1989-1990 eğitim-öğretim yılında, yayımlanan genelgeyle son verildi. Dönemin Milli Eğitim Bakanı merhum Avni Akyol, yayımladığı genelgede okullarda deniz mavisi, lacivert, siyah ve gri renklerden birinin önlük rengi olarak seçilmesinin kararlaştırıldığını belirtti. – https://www.milliyet.com.tr/gundem/siyah-onlugun-artik-albumlerde-kalan-seruveni-1635397 ) İtiraf etmem gerekirse ben çok kıl bir okuyucuyumdur… Böyle küçük ayrıntılar beynimi kemirir ve yazara (yazarlara) karşı ister istemez, okuyucunun duygu ve düşüncelerini istismar mı ediyor gibi suçlamalar doğmasına sebep olur… Yani sorun yazarda değil tamamen bende… :)))
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
- Daha fazla gönderi yükle







Bu cok ilkel ve amator bir avukat savunmasi tadinda bir yazi olmus. Keske sitemizi emanet ettigimiz teknik sahis isini duzgun yapaydi da yorumumun tamamini okuyabilseydiniz.