Gece vakti gözlerinizi daha iyi yormayan karanlık moda geçin.

Gündüz gözleriniz için daha nazik olan ışık moduna geçin.

Gece vakti gözlerinizi daha iyi yormayan karanlık moda geçin.

Gündüz gözleriniz için daha nazik olan ışık moduna geçin.

Profil fotoğrafı

SverissonOffline

0 out of 5
0 Ratings
Viewing 10 comments - 1 through 10 (of 3,632 total)
  • Sırayla gideyim.
    Gençliğinin geçtiği çevreyi(bitişik bina yahu, dahası mı var?) öğrenince çok özendim, ciddi ciddi kıskandım..

    Ne güzel ne harika ne muhteşem bir atmosfer..

    Benim kulübe en yakın olduğum anlar üniversite yıllarında Teşvikiye’nin hemen altında, Ayşecik – Zeynep Değirmencioğlu’nun oturduğu binanın biraz ilerisinde(karşılaşmıştık bir kere, gülümseyerek selamlaşmıştık) Muradiye Mahallesi’nde oturduğum yıllardı..

    Camianın içinde bulunduğu durumu kabaca bir bakışla tasniflediğin taraftar ayırımına bakarsak -bu kadar sert, bu kadar katı bir tasnif yapılabiliyorsa şayet- 2. gruba dahil olduğumu idfia ettiğin canım kardeşim @aussie‘nin kalbini kırmamak kaydıyla(😏😎) 1. gruba daha yakın olduğumu söyleyebilirim rahatlıkla.

    Bir çekinceyle tabii ki:
    Koşulsuz destek, koşulsuz sabır yok bende abi..
    Oy verdiğim partinin (bile) en amansız (düşmanlık derecesinde) eleştırmeniyim ben hocam.
    Koşulsuz destek nedir bilmem..

    Ve aslında zaten en çok en sevdiğim, en güvendiğim, en çok başarılı olmasını beklediğim kişiler hata yaptığında üzülüyorum, kahroluyorum, yıkılıyorum ben.

    2. gruba dahil olmam mümkün değil.. Kulübün mali durumu ortadayken onun-bunun-ötekinin- falancanın-filancanın deve yükü paralar saçılarak gelmesini hayattt-ta istemem.

    Gelir de başarılı olursa tabii ki sevinirim, musmutlu olurum, o başka..

    Ama akıl almaz paralar saçarak yapılan transferleri kendi dünya görüşüme de bu Kulübün genetiğine de uygun bulmam..

    Marifet, bence, İngiltere Ligi’nde uzun uzun yıllar en büyük futbol yıldızlarından biri olmuş Les Ferdinand gibi yıldızları, henüz gencecik birer çocukken kokusunu alıp bulmak, oynatmak, verim almak ve sonrasında para kazanarak elden çıkartabilmektir.

    Ve hatta, böyle bir yola girebiliyorsan şayet, “Oynadığı Süre Zarfında Verim Almak Kaydıyla” o kaçınılmaz kariyer yükselmesi sürecinin belirli aşamasında, gerekirse hiç para kazanmadan gitmesini buruk bir mutlulukla izlemektir..

    Hocaya güvenmek istiyorum.
    Ama o kendine güveniyor mu, emin değilim.
    Mesele adamın bilgisinin olup olmaması değil.
    Zaten adamın bilgisini kantara vurmak hadsizliği benim düşeceğim bir yanılgı değil.

    OGS bu abiciğim, boru mu?

    Ama adamın bazı maçlarda yaptığı öyle hatalar da var ki, olur biter iş değil..

    Zaten bu ligde başarıya ulaşmak veya bir sene daha başarısızlık denizinde debelenmek kıl payı ölçüsünde farkların üst üste gelmesiyle oluyor iken “bizimkinin”, üstelik yanındaki 78 kişilik teknik kadroya rağmen böyle garip garip hatalar yapması hayatın olağan akışına göre mümkün olmakla birlikte, yıllar ve yıllar ve yıllar ve yıllar boyunca incinmiş olan zavallı ruhumda derin yaralar açıyor.
    Kabullenemiyorum.

    Bak hocam,
    O ostrogot çocuğu alçak herifin katlettiği maçla yitirdiğimiz 3. şampiyonluktaki sıralama:
    gs- 75
    fener- 72
    başak- 72
    Beşiktaş- 71 şeklindeydi..

    O rezil maçı biz alsak 74 olacaktık,
    gs 72’de kalacaktı.
    Ve böylece biz 3. şampiyonluğumuzu alıp belki 4 ve hatta belki de sonraki 5. şampiyonluğa doğru yürüyecektik.

    E şimdi böylesine hassas ayırımlarla yürünüyorken böyle bir ligde, onca güvendiğimiz bel bağladığımız teknik adam kör gözüne parmak misali hatalar yapınca kalbimiz kırılıyor.

    E o zaman da haliyle (hâşâ huzurdan) Sith Lordlarıyla ilgili sözler dökülüyor ağzımızdan..

    Eksi meselesine gelince,
    Orada taviz veremem hocam.
    Mümkün değil.
    Kendi kişiliğime böyle bir aşağılamayı yakıştırmam söz konusu dahi olamaz..

    Açayım:
    Yaklaşık bir sene kadar önce, muhtemelen hatırlar yahut ararsan bulursun, yazdığın bir yazında bir kitap görseli paylaşmıştın.
    İstatistikle ilgili bir kitaptı.

    Gördüğümde şasırıp sormuştum sana, “Kitabın yazarını tanıyor musun?..” diye.
    Tanımadığını, internetten aratıp bulduğunu, kısaca denk geldiğini söylemiştin..

    O kitabın yazarı benin gençlik yıllarından beri (ve hala) arkadaşımdır Ziya Hocam..
    Ailecek görüştüğümüz,
    Ev ziyaretleri yaptığımız,
    Aile büyüklerini kaybettiğimizde cenaze merasimlerinde buluştuğumuz,
    İki üç günün birinde telefonla uzun uzun konuştuğumuz,
    Arada gitarımı alıp, koltuğumun altına iki şişe kıstırıp evine misafir olduğum, kırık dökük üç beş nota eşliğinde şarkılar söylediğim(iz),
    Karşılıklı olarak birbirimize yazmış olduğumuz yazıları, öyküleri, denemeleri gönderip üzerinde fikir alışverişine girdiğimiz bir arkadaşım..

    Kaya kovuğundan çıkmadım ben Ziya Hocam.
    Kendi çapımda, kendi ölçeğimde müthiş zengin, donanımlı, değerli, birikimli bir arkadaş çevrem zaten var, hepinizin de olduğu gibi.

    Bu çevredeki dostlarımla konuştuğumda tabii ki birçok konuda çoook büyük bir oranda benzer görüşlerde olsak da(benzerliklerin fazlalığıdır çünkü arada tutan insanları) aralarda ters düştüğümüz, anlaşamadığımız, hemfikir olmadığımız anlar da olur.

    Ama bunlar niyet okuyarak değil, karşılıklı konuştuğumuz anlarda ortaya çıkar.

    Ve öyle zamanlarda da seninle Canki’nin veya Aussie’nin yahut FerMe’nin tatlı tatlı atıştığınız, yalandan dövüştüğünüz anlarda olduğu gibi harala gürele, alt alta üst üste kapışırız.

    Ama hiç olmazsa karşılıklı olarak konuşurken yaparız kavgamızı hocam..

    Kimden geldiği belli olmayan, nedeni niçini belirsiz mücerret(soyut) bir karşı duruş, hatta tek bir “Beğenmedim..” sözcüğü bile değil, ne diye atıldığı bilinmeyen bir Eksi, hayatını sözle geçirmiş biri olarak çok ters olmanın ötesinde adeta bir hakarettir hocam bana.

    İlgi manyağı değilim.
    Günlük hayatımda çok sayıda dostla çevrili bir ortamda yaşıyorum.
    Hayatım boyunca çok sevildim zaten.
    Ve biraz da o sebeple fazla ilgiden de sıkılırım..

    Beni düşmanlık derecesinde sevmeyenlerin dahi (ne mutlu ki) saygıda kusur etmedikleri bir adam olmayı başarmış biriyim.

    E şimdi ben böyle bir haldeyken, bu çoook sevdiğim ortamda, saygıyla beğeniyle, hayranlıkla, gıptayla okuduğum izlediğim takip ettiğim dostlar arasında, bu topluluğu gülümsetmek, bu muhteşem ortama küçücük bir katkıda da ben bulunayım diye düşünüp onlarca dakikamı vererek, imlasına noktasına, virgülüne kadar dikkat ederek, arada hata yapmış isem “tüh tüh tüh..” diye hayıflanarak yazdığım yazılara (Bak Dikkat Et) karşı çıkılması asla değil, hiçbir açıklama yapma zahmetine bile katlanmadan “Hasstir ulan!..” manasına gelecek biçimde Eksi verilmesi benim anlayışımda insanlık onuruna aykırıdır hocam.
    Kabullenmem mümkün değil bunu.

    Tek bir kişi dahi tek bir beğeni atmasın. Normaldir hocam.
    Ama Eksi atmak bir nedir abi?

    Beğenmediysen beğenme, yürü git işine.
    Yahut yaz altına, “şu şu şu konuda senin gibi düşünmüyorum ben..” de.
    Yahut deme.
    Bana ne?

    Çok sevdiğim bir sözdür Ziya Hocam:
    Dostluklar, çok sarp bir yamaçtaki çok derin bir uçurumun kenarında daracık bir patikada yürümeye benzer.
    Akıl almaz güzellikler sunar size.
    Ama, çok dikkatle yürümeniz kaydıyla..

    Kim, kime, hangi ölçüde, ne şekilde davranır bilmem, karışmam.
    Ama ben, kime ne şekilde davranıyorsam, kendime de aynı şekilde davranılmasını isterim hocam.

    Bitiriyorum.
    Bu gönderinle çok mutlu ettin beni, sağ ol, var ol.
    Benim tanıdığım @deliziya(🙂🤍🍻) işte böyle biridir çünkü.
    Benim nefes alma yerim olan KartalYorum.com da böyle bir yerdir..

    Son nokta:
    Tekrar dönüp okuyacağım, muhtemelen (ve mutlaka) var olan hataları elden geldiğince düzelttikten sonra Gönder tuşuna basacağım bu yanıtı hiç beğenmedim.
    Ciddiyim..

    Şiddetle kınıyorum kendimi.
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

    Gaza geldim anasını satiim,
    5 kere daha Eksi..

    10
  • Kimsenin benimle hemfikir olması yönünde bir talebim yok ki benim @deliziya hocam.

    Derdim bu olabilir mi sence?

    Doğa gezilerini severim can dostum.
    Vakti zamanında çok da yapardım..
    Issız doğada, rüzgarın usul fısıltısı dışında tek bir sesin olmadığı bir yerlerde, mesela bozkırın ortasında kollarını iki yana açarak olanca gücünle “Heeeeyyy!..” diye bağırmaktan, sesimin boşlukta eriyip yok olmasından nasıl büyük bir tad alırım(dım) bilemezsin..
    Boşluğa bağırmak..
    Sesinin yoklukta uçup gitmesini izlemek..
    Müthiştir..
    Burada yazarken ben, ıssîzlığın ortasında hiçliğe bağırır gibi hissediyorum kendimi..
    Bir karşılık talebim de yok, beklentim de..
    Yazıyorum.
    Çünkü mutluluk duyuyorum bundan.

    Aynı şekilde, ama bu kez bir başka yerde, mesela dağlık bir bölgede aynı eylemi yapmak da harikadır..
    Sadece ben değil, herkes sever, bayılır..
    Karşında yalçın dağlar, kayalar duvar olmuştur.
    Bağırırsın: “Heeeyyy!..”
    Dağlar da ses verir sana, “Heeyy!.. Heeyy!.. Heeyy!..”
    E, şimdi bak, yalan yok. Bu da müthiş bir keyif vermez mi insana?
    İçindeki küçük çocuk başı okşanmış gibi sevinir.. İçi dolar, yüzü kızarır mutluluktan..

    Ama dikkat et bak,
    Sen “Seni seviyoruuumm!..” diye bağırdığında karşıdan da “Seni seviyoruuumm..” diye seslenir yalçın kayalıklar sana..
    “Hasstir ulan dalkabak!..” diye bir aksiseda gelmez karşıdan..

    Uğraşıp didinip, dost meclisine bir katkıda bulunma, insanların yüzünde bir tebessüm etme gayretiyle kör topal çiziktirdiğim üc beş sözcüğe karşılık, nedenini niçinini söyleme gayretine bile katlanmadan gelen “Hasstir ulan dalkabak!..” manasına aldığım sessiz yanıtlar şaşırtıyor beni hocam..

    Kimseye davranmadığım bir biçimde birilerinin bana davranması garip geliyor.

    Toshack Oğlanı muamelesi görmeyi kabullenemiyorum.
    Çünkü ben, Toshack Oğlanı olmadığımı biliyorum..

    Hele hele bu yaşta bu muamele, en azından benim için, ciddi manada kırıcı oluyor.
    Kaç kez de söylemiş, bu konudaki rahatsızlığımı dile getirmişken üstelik..

    Oturup konuşmaya varım, eyvallah.
    Arkadan enseye tokat atılmasına yokum ama.

    Sevmedim ben bu işi hocam.
    Tee en baştan söyledim üstelik.

    Hem sonra, kimliği belirsiz kişilerden bilinmeyen nedenlerle gelen eksi(ler)den hoşlanmamak, rahatsız olmak “eksiye takmak..” ise şayet,
    Bir diğer açıdan bakıldığında o eksiyi pervasızca atan(lar) aslında eksiye takmış değil(ler) midir sence?

    Neyse,
    Bu meseleyi daha da köpürtüp çoğaltıp dost meclisinin tadını kaçırmanın bir manası yok..

    O nedenle kalsın şimdilik bu iş burada kaldığı yerde, bir başka vakte kadar..

    Nihayetinde saat 03:47 olmuş.
    Bana müsaade hocam.
    Daha yapmam gereken tonla iş var.🙂

    Yürekten sevgiler, gönül dolusu saygılar.
    🤍🤍🤍🤍🤍

    Çıkmadan:
    Şu yukarıda söylediklerimin hiçbirini beğenmedim.
    Kendimi şiddetle kınıyorum,
    Eksilerden eksi beğeniyorum.
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

    Ama dur, bi’ dakka.
    Yetmedi anasını satiim,
    Elimi tutan mı var,
    Daha da Eksi..

  • @soners hocam, sermaye artırımı günlerinde sen değinmiştin bu konuya, hatırlıyorum..
    Fazla umutlu olmadığını da söylemiştin.
    Dediklerin çıktı..
    👍😐🤍😕😔

    Soner kardeşime (+++++)
    🤍🤍🤍🤍🤍

    Ama kendime eksi..
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

    1
  • @deliziya hocam,
    Görüntülü konuşma imkanımız olsa da yüzümü suratımı vücut dilimi görsen keşke.

    Hocam,
    İçtenlikle, saygıyla, sevgiyle söylüyorum:
    “Ne anlarım ben çözümden?..”

    Batmışlığın bitmişliğin bahçe kapısını açmış içeri girmiş 122 yıllık bir dev kulüp hakkında hiçbir şey bilmiyorken ne hakkında nasıl konuşurum?
    Çizmeden yukarı nasıl çıkarım ben abi?

    Çıksa biri bana “Yarın gel, CSO’da çellist olarak çalışmaya başla..” dese çıkıp gitme hadsizliğini gösterebilir miyim sence?
    Ne anlarım ben o işten..

    Beşiktaş’ın nasıl kurtulacağını da bilmem.

    Ben yalnızca izlediğim oyunla ilgili konuşur, beğenip beğenmediğimi söyleyebilirim.
    Artı, bunca yıllık eğitimim ve hayat tecrübemle ortadaki bir işin hangi istikamete doğru gitmekte olduğuyla ilgili kişisel görüşlerimi ifade edebilirim..
    Bundan fazlası cahil cesaretine girer..

    Bu çerçevede konuşmak gerekirse:

    Abi, hoca bu işe uygun mu değil mi bilemiyorum ki.
    Ben, forumdaki diğer kardeşlerimin aksine dünya futbolunu bırak, ülke futboluyla dahi ilgilenmiyorum.
    Takip etmiyorum..

    Besiktaş dışında “Hiçbir Takımın” maçını izlemiyorum ben hocam.
    Beşiktaş Bandırma’yla oynasa kendimden geçiyorum.
    Ama gayrısından gram zevk almıyorum.

    Liverpool – Bayern oynasa açıp bakmıyorum, düşün.
    Bıkmışım artık.
    Böööğğğk gelmiş.

    O nedenle Hocayı tanımam.
    Geçmişini bilmem.
    Geti planıyla ilgili hiçbir şey bilmedigim bir adamın geleceğiyle alakalı bir öngörüde de bulunamam.
    Sadece izlediğimi okurum, anlarım, yorumlarım.

    O da kendi çapımda elbette.

    Hocaya inandığını güvendiğini söylüyorsun.
    Çooook büyük bir ihtimalle sen haklısındır.
    Ama gördüklerim bana bunu söylemiyor.

    Scout ekibinden övgüyle ve umutla bahsediyorsun.
    Bu konuda ben, katılamıyorum sana.
    Çünkü haklarında hiçbir bilgim yok.
    Tanımıyorum, bilmiyorum.

    Ve çalışmalarıyla ilgili hiçbir olumlu yansımaya şahit olmadım henüz..

    Şimdi,
    Hocanın takıma bir katkısı -en azından şimdilik- yok.
    Gençleri oynatacak denilen hocanın takıma monte ettiği ve oyun+skor anlamında katkı aldığı tek bir genç oyuncu yok.

    Taç antrenörü sayesinde şahit olduğumuz tek bir atraksiyon yok.

    Duran top antrenörü sayesinde elde ettiğjmiz herhangi bir varyete yok..

    E, o zaman, bu şartlar altında ve bu koşullar nedeniyle hocanın(ve teknik kadronun) gelecek günlerde bize katkıda bulunup bulunmayacağıyla ilgili olumlu bir fikrim, bir umudum da yok..

    Sen ya da başka kardeşlerim hocada bir ışık görmese bu kadar övgüyle söz etmez kendisinden, yürekten inanıyorum.

    Ama ben, o ışığı göremiyorum..
    Görsem, gördüğüm vakit, görür görmez söyleyeceğimden emin olmanızı isterim.

    Ama şu anda göremiyorum.
    Sevgilerimle..
    🤍🤍🤍🤍🤍

    Son olarak, bütün bu söylediklerim nedeniyle kendimi kınıyorum.
    Dediklerimin hiçbirine katılmıyorum.
    O nedenle kendime Eksi veriyorum.
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

    Ama en azından kendime eksiyi kolonun kirişin arkasına saklanarak değil, kendi adımı deklare ederek, açık açık veriyorum..

    Bu dediğimi de beğenmedim.
    Yazıklar olsun bana.
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

  • Eyvallah Ziya Hocam..
    Yorumunu beğendim.
    (++++++)

    Ama, sana verdiğim yanıtımı beğenmedim.
    O nedenle kendime eksi veriyorum.
    Eksi
    Eksi,
    Eksi..

    (Bu arada, unutmadan, adımı vererek eksi atıyorum kendime.. Öyle kolonun/kirişin ardına saklanarak değil..)
    Yalnız, bu parantez içindeki kendi yorumumu da beğenmedim..
    Ona da eksi veriyorum:
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

  • Yorumunu beğendim @fehmi kardeşim..👍👍👍👍👍
    🤍🤍🤍🤍🤍

    Ama, senin yorumuna verdiğim kendi cevabımı kendim beğenmedim.
    Sen sakın üstüne alma.
    Kendi kendime eksi veriyorum.
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..
    👎👎👎👎👎

  • Hele bunu hiç beğenmedim..
    Eksi,
    Eksi,
    Eksi..

    Gerçi bu sonuncuyu beğenmediğimde aslında burada dediğimi beğenmiş oluyorum ama olsun.
    Yumurta küfesi mi var sırtımda,
    Beğenmedim anasını satiim..

    Beğenmeyici geldi hanıım!..

Viewing 10 comments - 1 through 10 (of 3,632 total)

Media

Başa dönüş

Koleksiyona ekle

Koleksiyon Yok

Burada daha önce oluşturduğunuz tüm koleksiyonları bulacaksınız.