50 yıl öncesinden kalma bir deyimle, “Kafası kopmuş tavuk gibi” koşturduk durduk ortalıkta Can dostum.. Bak istersen şöyle anlatayım sana:
Eski zamanda, paşanın biri, gizli bir görevle tebdil-i kıyafet edip yabancı bir ülkeye gitmiş.. Yanında da yaveri.. Paşa gün doğumundan gecenin bir yarısına kadar, gizli göreviyle meşgul, yaver de yanında, depreşip duruyorlar.. Öte yandan, Savaş yılları işte, yokluk had safhada.. Yaver, ihtiyaçtan, konakladıkları yıkık dökük handaki gariban temizlikçi kadına yanaşmış..
Kadın da gariban ama nasıl, bilsen.. Bir kolu çolak, ayağı aksak, bakımsızlık almış başını gitmiş.. Yürekler acısı..
Ama, dedik ya, yokluk zamanı diye.. Derde derman oluyor işte..
İyi ama yaver gündüz paşanın emrinde, Gece gariban kadının koynunda filan derken Üçüncü – beşinci güne kalmadan burnu kulağı düşmüş, yorgunluktan..
Paşa kaçın kurası, anında anlamış durumu.. Çekmiş yaveri karşısına sıkıştırmış.. “Bana bak ulan” demiş.. “Nedir bu halin?.. Sen bu kadınla yatıyorsun, değil mi?..”
Yaver, yok mok diyecek olmuş, ama sonunda -çaresiz- boynunu büküp itiraf etmiş, “Yatıyon..” demiş.. “Yatıyon emme, Datsız..”
Bizim maç da aynı hesaptı Can hocam.. Kazandık,.. Kazandık emme, Datsız!..
Sadece onu mu unuttun acaba?.. Daha Katil Cüce vaar, Puding Salih vaar, Mal Kenan vaar..
?????
2
Bire bir aynı düşüncedeyim Yunus Hocam.. ????? ????? ?????
1
????? ????? ?????
1
Yüzlük deyince sen, bir an durdum yoldaş.. Önce binlik sözcüğü geldi aklıma, hiç nedensiz(ciddiyim) Sonra da İhsan Sabri Çağlayangil..
Bursa Valiliği yıllarında Uludağ’da bir otelin salonunda kimselerden çekinmeden, hafif erkeksi bir edayla salınarak dolaşan afet-i devran bir sosyetik hatunu gördüğünde yazmış olduğu söylenen o dörtlük..
“Ayağında dar pantolon, Elinde binlik şişe. Erkeklik bu değil kızım Erkeksen ayakta işe..”
(Nereden kalktııık, nereye vardık.. Tööbe töbee.. Ben şööyle çekileyim köşeme de Kendime geleyim biraz.. Yaşlılık zor işmiş be abi.. Daha da yeni 30 olmuştuk oysa..) ?????
4
Hobaaa, Pasta mııı?.. Yanlış duymadım değil mi?..
Pasta denince “orada dur” derim ortak.. Hele de meyveli kremalı olursa..
Yahut vişneli çikolatalı, Veya krokanlı, Ya da muzlu çikolatalı, Kremalı çilekli, Parça çikolatalı, Milföylü, … … … Alman pastası da olurdu be abi.. … Efendim?.. Kitap pasta da mı olmaz?.. ?????
Hayır, mutfağın ücra bir yerinde bayram baklavası yatıyor, ööylecene, kuzu gibi, amma, Saygıdeğer hatunum -bir tanecik bile olsa- tatmama izin vermeyince hoplatıyor işte insan, ahan da böyle.. ?????
4
Viewing 10 comments - 2,101 through 2,110 (of 3,599 total)
?????
?????
@misafirkartal
Ağzın bal, baklava, börek yesin Paskal..
İnşallah..
İstemeyen ne olsun..
?????
50 yıl öncesinden kalma bir deyimle, “Kafası kopmuş tavuk gibi” koşturduk durduk ortalıkta Can dostum..
Bak istersen şöyle anlatayım sana:
Eski zamanda, paşanın biri, gizli bir görevle tebdil-i kıyafet edip yabancı bir ülkeye gitmiş..
Yanında da yaveri..
Paşa gün doğumundan gecenin bir yarısına kadar, gizli göreviyle meşgul, yaver de yanında, depreşip duruyorlar..
Öte yandan, Savaş yılları işte, yokluk had safhada..
Yaver, ihtiyaçtan, konakladıkları yıkık dökük handaki gariban temizlikçi kadına yanaşmış..
Kadın da gariban ama nasıl, bilsen..
Bir kolu çolak,
ayağı aksak,
bakımsızlık almış başını gitmiş..
Yürekler acısı..
Ama, dedik ya, yokluk zamanı diye..
Derde derman oluyor işte..
İyi ama yaver gündüz paşanın emrinde,
Gece gariban kadının koynunda filan derken
Üçüncü – beşinci güne kalmadan burnu kulağı düşmüş, yorgunluktan..
Paşa kaçın kurası, anında anlamış durumu..
Çekmiş yaveri karşısına sıkıştırmış..
“Bana bak ulan” demiş.. “Nedir bu halin?.. Sen bu kadınla yatıyorsun, değil mi?..”
Yaver, yok mok diyecek olmuş, ama sonunda -çaresiz- boynunu büküp itiraf etmiş,
“Yatıyon..” demiş..
“Yatıyon emme, Datsız..”
Bizim maç da aynı hesaptı Can hocam..
Kazandık,..
Kazandık emme,
Datsız!..
@dr-can
Değil miydi peki Paskal?..
İyi miydi sence?..
???
Sadece onu mu unuttun acaba?..
Daha Katil Cüce vaar,
Puding Salih vaar,
Mal Kenan vaar..
?????
Bire bir aynı düşüncedeyim Yunus Hocam..
?????
?????
?????
?????
?????
?????
Yüzlük deyince sen, bir an durdum yoldaş..
Önce binlik sözcüğü geldi aklıma, hiç nedensiz(ciddiyim)
Sonra da İhsan Sabri Çağlayangil..
Bursa Valiliği yıllarında Uludağ’da bir otelin salonunda kimselerden çekinmeden, hafif erkeksi bir edayla salınarak dolaşan afet-i devran bir sosyetik hatunu gördüğünde yazmış olduğu söylenen o dörtlük..
“Ayağında dar pantolon,
Elinde binlik şişe.
Erkeklik bu değil kızım
Erkeksen ayakta işe..”
(Nereden kalktııık, nereye vardık..
Tööbe töbee..
Ben şööyle çekileyim köşeme de
Kendime geleyim biraz..
Yaşlılık zor işmiş be abi..
Daha da yeni 30 olmuştuk oysa..)
?????
Hobaaa,
Pasta mııı?..
Yanlış duymadım değil mi?..
Pasta denince “orada dur” derim ortak..
Hele de meyveli kremalı olursa..
Yahut vişneli çikolatalı,
Veya krokanlı,
Ya da muzlu çikolatalı,
Kremalı çilekli,
Parça çikolatalı,
Milföylü,
…
…
…
Alman pastası da olurdu be abi..
…
Efendim?..
Kitap pasta da mı olmaz?..
?????
Hayır, mutfağın ücra bir yerinde bayram baklavası yatıyor, ööylecene, kuzu gibi,
amma,
Saygıdeğer hatunum -bir tanecik bile olsa- tatmama izin vermeyince hoplatıyor işte insan,
ahan da böyle..
?????