Sverisson yeni bir mesaj yazdı
FerMe yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Ender Bilgin, A Milli Futbol Takımımız’da koronavirüs testi pozitif çıkan futbolcular olduğunu belirtti. Ay Yıldızlılar’da 3 oyuncu testlerin pozitif çıktığını belirten Bilgin, “Milli Takım’da koronavirüs testi pozitif çıkan 3 futbolcu daha var. Sanıyorum açıklanacak.” dedi..
SEYİRCİLİ FUTBOL, tüm emeklere YAZIK EDER.. Etmeyin – Eylemeyin, LÜTFEN..
Bir ara bu salgınla mücadele işini o kadar güzel yaptık ki, kendi kendime ”ulan bu ülkede bu kadar sistematik işler olmaz, başka bir ülkede yaşıyorum da benim mi haberim yok” diye düşünmekten kafayı sıyıracaktım..
Çok şükür ki şu an geldiğimiz noktada kendi ülkemde yaşadığımdan emin hale geldim 🙂 Her şeyi tam kendimize benzettik. Elimize yüzümüze bulaştırdık. S.çtık sıvadık.. Özümüze döndük.. Budur :))
@ziya+MC+YM+Öğretmenim:
Öncesindeki kaygı, korku, tedirginlik, endişe..
Sırasındaki zahmet, eziyet, cefa..
Ve sonrasındaki yakana yapışıp bir türlü gitmek bilmeyen ve belki de bünyeyi hiç terk etmeyecek olan bin türlü melanet dert..
Bu hastalık “grip gibi” olabilir, belki..
Hiç bilinmeyen bir hastalık olduğundan fikir vermek için, tanımlama yaparken, bu benzetme doğru olabilir..Ama, bilmiş olun, asla grip değil..
Başka,
çok başka,
bambaşka bir şey..Yapmayın, etmeyin gözünüzü seveyim kardeşler..
Uçaktan bir toz mu serptiler,
Sularımıza bir şey mi karıştırdılar, anlamadım ki..
Bütün ülke, tümden kafayı sıyırdı arkadaş..Pandeminin göbeğinde,
Virüs tam da keyifle ellerini ovuşturmaktayken,
Statları seyirciye açmak da nedir yahu?..Bilemedim..
Sustum..
🤐🤐🤐🤐🤐
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Takip ettiğim dergiler var. Kafa okur vs.. Bazen üzülüyorum geçmişin geçen boş günleri için. Okumak, kalemin gücü dünyaya huzur barış getirecek en önemli güç. Mesleki olarak çok okumak zorunda olan biri olarak keşke sadece edebiyat okuma firsatim olsaydı diyorum.
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Akşam akşam çocukluğuma götürdün beni.Teşekkür ederim.Üniversiteyi kazana bir abimiz bir poşet tommiks-teksas vermişti sabaha kadar okuyup bitereceğim diye gözlerim kan çanağına dönmüştü.Rahmetli babaannem cahildi ben ona ders çalışıyorum demiştim oda bana dualar etmişti allah zihin açıklığı versin oğluma diye..(Yüreğine sağlık
Ağzında piposu, “Milyonlarca batik gemi adina” – “100 bin firtina adina bahse girerimki” .. gibi tabirlerle cümlesine başlayıp, “Karakış fırtınası, idam Kaçkını, Halı tüccarı, turta kalıbı, ayyaş, başıbozuk, insan yiyen, acur, ölü gömücü..” gibi sözüm ona kendine özgü “küfürleri” ile cümlesini bitirmesi ile meşhur viski düşkünü kaptan Haddock…
Kendisi sayesinde küfür etmeden küfür edebilmeyi öğrenmişizdir, selam olsun..
Bir de Dupond ve Dupont kardeşler var 😄 Bıyıkları kıvrık olan-duponttu yanlış hatırlamıyorsam- kardeşinin dediği her cümleden sonra dahasıda var deyip öyle alakasız bir şey söylerdi ki gülmekten ölürdüm resmen..
Öyle içimize işlemiş ki Üstat, arada hatırlayıp iç çekiyorum, çok özlüyorum ogünleri..
Bak , Bir bölümde aya gidip geri dönüş yolunda, uzay mekiğine yanlışlıkla giren Dupont ve dupond yüzünden ortamda yeterli oksijen kalmamış, ölümle burun buruna gelmişlerdi karakterler. dupond ve dupont suçluluk ve ölüm korkusu ile ağlamaya başlarlar. Kaptan haddock ise piposu ve her zamanki üslubuyla ağlamayı bırakın biraz dik durun manasında azarlar onları. Tam o sırada merkezden radyo bağlantısıyla moral vermek için radyo yayını vereceğiz diye ses duyulur. Bunu duyan haddock ikiliye dönüp gördünüz mü hala hayattayız, kendinize gelin diye çemkirir, sonra da radyodan gelen ses: “sıradaki eser brüksel senfoni orkestrasından -ölmeden önce- isimli parça”. Haddock un o anki yüz ifadesi hala bugün gibi aklımda 😄
Okuduğum gün bile aklımda..Ten Ten ve kimi zaman kriminal kimi zamansa gizemli/mistik maceraları..
“Ten Ten Tibet’te” diye bir macerasını hatırladım şimdi, o vakitler eni konu tırsarak😏😏 okuduğum..
Bir de Teksas-Tom Miks’e göre daha büyük boy haftalık dergiler vardı..
1001 Roman, Ceylan filan..Oradaki favori çizgi öykülerim “Sihirli Göz”, “Dev Maymun Robot Mitek” ve “Örümcek Adam”dı..
Yalnız bu örümcek, şimdilerde meşhur olan Spider Man değil, iki arkadaşıyla -bir de kendisi=üç- zor zahmet içine girebildikleri tepesinde pervane olan silindirik bir araçla(helicar) maceradan maceraya koşan Mandrakevari giyimli bir Örümcek Adam’dı.. 😏😏😏
- Daha fazla gönderi yükle
Media
Photos
Videos
Audios
Files
Sorry, no items found.
Yoldaş tersten düşünüyorum… top bu sonuçta, her sey olabilir. Olmaması gereken tek şey istediğimizi alamaz isek “kırılma” yaşamaktır; tecrübeyle sabit… Bahsettiğin sezonun Samsun maçının izlerini bir sonraki hafta A.gücü maçıyla silebilirdik; yapamadık. (O maç daha büyük doğramışlardı gerçi)
An itibariyle oynayacağı her maç final olan biz değiliz; diğerleri… 2 mağlubiyet, 2 beraberlik kredisi halen cepte- 11 maçın 4ünde puan kaybedebilme lüksümüz var yani… Bu durumda gergin olması gerekenler diğerleri değil mi? (Zaten öyleler) Ha bu arada bu ligde bizi yenebilecek takım da yok zaten. Eğrisi doğrusu denk gelse, kuş taşa çarpsa belki 1 yenilgi anca alırız psikolojisini camiaya verebilmek lazım. Kim verecek bunu? Belki hoca, belki yönetim… Oyuna gelmeden, gaza gelmeden yapabilmeleri lazım; bence biraz tuzağa kolay düşüyorlar gibi. Hepimizdeki bu gerginliğin sebebi biraz yaşanmışlıklar, biraz da bu tuzağa düşen arkadaşlar olabilir. Neyse umarım yanılıyorumdur, inşallah bu süreci düzgün yönetiyorlardır.
Biz şampiyon olacağız.
Belki yenileceğiz de ama biz şampiyon olacağız…
Sevgiler, saygılar…