Sergen Yalçın’ın yorumculuk zamanında kullandığı ifadeler ve maç sonu röportajları kendisini zor durumda bırakıyor. Beşiktaş’a geldiği ilk dönem de kendisi tarihi bir şampiyonluk kazanmış, Şampiyonlar ligi sonrası ve yanlış kadro mühendisliği nedeniyle görevini bırakmak zorunda kalmıştı.
Solskjaer ile Uefa Avrupa Ligi ve Konferans Ligine veda ettikten sonra tribünde “Sergen Yalçın” sesleri yükseliyordu.
Peki Sergen Yalçın geldiğinde Beşiktaş’ın “Gerçekçi” ana hedefleri neydi? Lig üçüncülüğü, Türkiye Kupası ve UEFA Avrupa Ligi.
Lig üçüncülüğü gitti, Türkiye Kupası gitti, UEFA Avrupa Ligi’ne gidebilmemiz için de Türkiye Kupasını Trabzonspor’un kazanması gerekiyor.
Beşiktaş’ın Şampiyon olmasından ziyade son 4 senedir lige “Kasım ayında” havlu attığını ve Avrupa Ligi’nde de gruplara dahi kalamadığını görüyoruz. Beşiktaş, her şeyden önce yarışmacı takım kimliğini geri kazanmalı. Beşiktaş gibi bir camia kötü oynarken de galip gelebilmeli. Son ana kadar şampiyonluk yarışının içinde olmalı.
Sergen Yalçın Türkiye Liginin dinamiklerini çok iyi bilen birisi ama kendisi ile uzun yıllar belli başlı bir proje hayali gerçekleştirmeyi düşünmek bence doğru değil. Sergen Yalçın, kafasının rahat olmadığı yerde çalışmaz. O ortamda bulunmaz.
6-7 ay önce “Sergen Beşiktaş’a” diyen tribünler en son ki Trabzonspor karşılaşmasında “Sergen istifa” tezahüratlarında bulundu. Beşiktaş taraftarı ile bağınız koparsa, ağzınızla kuşta tutsanız yaranamazsınız. Çünkü bu camianın gerçek sahibi Beşiktaş taraftarıdır. Ben yarın alınacak olası bir beraberlik ya da mağlubiyette hoca ile yolların ayrılacağı düşüncesindeyim. Ama bu sadece Sergen Yalçın ile de sınırlı kalmamalı.
Beşiktaş futbol takımı “Feda” sezonundan bile daha kötü bir durumda. Kadro kalitesi olarak değil belki ama “Yönetimsel” olarak inanılmaz derecede sınıfta kalındı. Çünkü rakiplerle aradaki makas ciddi derece de açıldı. Yarışmacı takım kimliği kaybedildi ve Avrupa liginde gruplara kalamayalı yıllar oldu.
Bastim (–)