Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Yok yoldaş normaldi:))
Hatta tabelayi kaldırdığında ben 3 dk. kısaltma verdi diye düşündüm! Yani, oyunun hiç durmadığı bir top oynanmış… ( 9 oyuncu değişikliği 30’ar saniye sürsee🤔😏)
Bir de Rıdvancığım hakemin kağıt uçakları toplamak için dakikalarca oyalandığını falan söylemiş… ayıptır, günahtır! Oynamasın mi adamcağız uçakla, seyirci o kadar uğraşmış, zahmet vermiş:)) (sahada oynanan şeyden daha keyifli gelmiş olabilir😋)
İlk yarıdaki Karagümrük maçını statta izlemiştim. Uzuun süre 10 kişi oynadığımız maç. 1-0 öndeydik ve 8 dakika falan uzatma vermişti hakem. Birçoğu için bitmek bilmeyen bir süre. Ben içten içe sevinmiştim, 8 dakika daha izleyeceğim diye:) neden? Takım acayip bir şey oynuyordu, bir şey olmazdı ki😔…
Dün uzatma verdiğinde değil 3; 33 verse gene olmayacak gibiydi. Rakip gömülmüş, gelene gidene vuruyor. Nasıl açacaksın? Kuyruğuyla oynayan kediler gibi dönüp duruyoruz:) Haa yanlış anlaşılmasın; hocaya veya taktigine değil lafım. Daha alışma evresinde, normal… (seneye umutluyum)
Keşke düdük, marjinal bir karar verip, “bu maçtan bi bok olmaz aga” diyerek -3 dakika erken bitireydi maçı:))
(Küme düşme hattında bizi tokatlamayan takım kaldı mı bu sezon? Bu da “menajerimle konuşun” diyen topçuların ayıbı olsun…😔)
Iznin olursa katılmayacağım bu küskün yorumuna yoldaş, iki sebeple..
1- Normalde olması gerektiği gibi 4-5 dakikalık bir süremiz daha olsaydı, gol atma şansımız vardı, bence..
Çünkü biz çok yüklenmiştik, rakip de bunalmıştı iyice..2- Diyelim ki biz de tükendik bittik..
Ulan arkadaş gol atarız atamayız, sana ne..
Sen, hakem olarak işini yap, süremizi ver bize..
Sonrasından sana ne?..Sevgilerimle..
🤍🤍🤍🤍🤍
Saheser!!! Bak isteyince, emek verince oluyormys demek ki. Otle bastan savma yorumlarini ne yazik ki kabul etmiyoruz artik. 🌟🌟🌟🌟🌟👏👏👏👏👏
Yok be @deliziya hocam,
Ele gelir bir şey yok ortada..
Bana olan muhabbetindir sana bu sözleri söyleten..Sağ olasın, var olasın yine de..
🤍🤍🤍🤍🤍
Skoda, aslında çek çeliği olarak bilinir…Çekler demir gibi sağlamdır, sağlamcıdır..
Skoda, baş harfindeki “S” harfinin üzerinde bir nokta vardı ki aslında “”Ş” olarak telaffuz edilir.
Şkoda diye okunur.
Şimdi sayın hocam sen Skoda deyince benim aklıma bak neler geldi..Öncee, o yüz kuleli şehir denilen, masal şehir olarak tasfir edilen güzeller güzeli Prag.
Hitler’in bombalamaya kıyamadığı tek şehir..
Bu yüzden Orta Avrupa’da, İkinci harpten nasibini almayan tek başkenti..
Evet hocam, efsane Prag’a gidiyoruz hazır mısın..
Ümit ÖZAT’ın, Sparta Prag’ı Spartada yeneceğiz dediği yer 🙂Ne demişti Vatan Şairi,
“Prag-Berlin treninde pencerenin yanındayım.
Akşam oluyor,
Dumanlı ıslak ovaya akşamın yorgun bir kuş gibi inişini severmişim meğer”..
Sürgün yıllarında, Vltava suyunun kenarında “Cafe Slavia” da yazmış büyük usta en güzel aşkları ve vatan hasretini.. Onun için önce Ustanın oturduğu masaya oturup kahvelerimizi yudumlayacağız..Sonra, bin yıllık köprünün üstünden karşıya geçeceğiz..
Suyun öbür tarafında bu defa “Jan Neruda” karşılayacak bizi.
Mala strana denilen küçük mahalle’de bir bakkalın oğlu olarak dünyaya gelen Jan, kendisinden sonraki kuşağın en büyük ilham kaynaklarından birisi olarak hayata gözlerini yumduğunu anlatacak..
Ve işte o esnada, Pablo Neruda’nın neden soyadını Neruda olarak değiştirdiğini anlayacağız.
Veinte poemas de amor y una canción desesperada -Yirmi aşk şiiri ve umutsuz bir şarkı isimli eserini artık daha anlamlı okuyacağız..Haaa bu arada , çok şaşıracağız hocam.
Zira sokaklar yüz hatta iki yüz yıllık evler ve dükkanlar ile dolu. Hani derler ya “adam yüz sene sonra mezarından kalksa vallahi evini de bulur, yemek yediği restaurantı da bulur” gerçekten öyle hemde eliyle koymuş gibi.. Bence adamlar çok saf gerçekten. Hiç birinin aklına eskileri yıkıp, yerine modern binalar avm ler falan yapmak gelmemiş hocam..Neruda sokağının sonunda ise bir romatik bir delikanlı karşılayacak bizi.
Hani o Milena’ya mektuplar yazan, gerçekçilik ile fantastikliği harmanlayan efsane Bohemyalı..
İnsan 40 senelik ömrüne ne kadar şey sığdırabilir ki sorusunun cevabını arayacağız beraber….
“En kötü şey öldürmeyen acılardır”.
“Avunacak bir şeylerde bulamıyorum gözlerinde artık”.
“Benim yalnızlığım insanlarla dolu”.
“En kötüsü de sahip olamadığın şeylere ait olmandır”.
“son günde ilk günkü gibi beklerim Milena”.
sonra ben yeter amq kalkalım bu adam öldürecek bizi diyeceğim..Kafka ile vedalaştıktan sonra hocam,Bak bu çeklerin kızları, biraları av hayvanları vs çok güzldir.. istersen bu kadar edebiyat yeter deyip alemlere dalalım. İstersen başladığımız gibi devam edelim.. Sen karar ver.
Haa Hakem diyorduk.. tuz kokmuş be hocam, üç dakikanın lafı mı olur..
Tüm dostlara sonsuz bir merhaba..
Topunuzu en kalbi duygularımla selamlarım..Vay, vay, vay vay
ve de vay!..
@umutco hocam, n’aaptın sen be abi?..Nasıl güzel, nasıl harika, nasıl muhteşem bir yanıttı bu böyle..
Aşk olsun, yeminle..Prag deyince,
Kısmet oldu bir kere..
İlk yurt dışı gezimde gidip görmüştüm o güzeller güzeli kenti..Eski kent bölgesinden merkez meydandaki saat kulesine doğru dolaşa dolaşa yürürken aklım çıkmıştı her adımda..
Her bina bir sanat eseriydi çünkü..
Koca bir kent, tümüyle bir açık hava müzesiydi adeta..Her evin duvarında resimler, rölyefler..
Pencerelerin, balkonların üzerinde gargoyleler..
Çatılarda heykeller..Nereye bakacağımı şasırmıstım..
Merkezdeki meydana doğru yürürken Barut Kulesi civarında, yolun solunda, tümüyle kitapçı olarak kullanılmakta olan iki(ya da üç) katlı eski ve büyük bir binaya girip kitaplar arasında kaybolmuştum..
O güne kadar gördüğüm en muhteşem köprünün, Karl Köprüsü’nün üzerinde hayranlıktan serseme dönmüş bir vaziyette bir aşağı bir yukarı yürümüştüm..
Güneşin de kendine düşeni yaparak gökyüzünü kızıla boyadığı bir akşamüstünde, alacakaranlığın geceye dönüşmesinin büyüsünü yaşamıştım..
Gezinin son gününde, artık geriye dönerken
“Dünyada buradan daha güzel bir kent olamaz..” diye düşünmüştüm..
Ama,
St. Petersburg’u görmemiştim henüz, elbette..Çek mallarının sağlamlığı konusunda haklısın hocam..
Kendi konusunda ülkenin en iyi ustalarından biri olan rahmetli babam da hep aynı şeyi söylerdi bana..
“Çek malı gördün mü, gözün kapalı al evladım..” derdi..Ne var ki bu söz (belki de sadece) Skoda kamyonetler konusunda geçersiz kalmaktaydı Umut hocam..
Çünkü bildiğin kötü üretimdi onlar..Gerçi şimdi hakkını yemeyelim, Polonya malı Warszawa kamyonetler Skoda’dan da kötüydü, o başka..😏😏
Son olarak Çek kızları meselesine girecek olursak..🤔🤔🤔
…
…
…
Boş ver gitsin istersen..
Girmesek daha iyi olacak galiba..
😏😏😏😏😏Selamlar, sevgiler canım hocam..
🤍🤍🤍🤍🤍
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
Sverisson yeni bir mesaj yazdı
- Daha fazla gönderi yükle







Çok iyi anlatım 💯💖 Ama hakeme başka bir benzetme gerekebilir.