Paskal’ın bir rahatsızlığı olduğunu biliyordum.. Ama atlatmıştı sanki.. Endişem de o nedenleydi zaten.. Umarım önemli bir sorunu yoktur.. Yoksa depresif ruh hali dersen, herkeste var mıdır bilmem ama bende ziyadesiyle mevcut.. İhtiyacı olana fazla fazla verebilecek kadar hem de..
Eduega neden yazmıyor bilemedim ama evet, sanıyorum haklısın, kötü gidiş nedeniyledir muhtemelen..
Dr Can, geçenlerde -muhtemelen ts maçı sonrasında- yazmıştı, “sezon sonuna kadar yokum” diye.. O kadar dayanamaz bence ama, dur bakalım..
Serdarların Serdi olanı Forumdaki yazılarına gelen birkaç ters cevap nedeniyle, bana kalırsa biraz da haklı olarak, darıldı sanıyorum.. Zaman zaman tanımayanların “çıkıntı” olarak görebileceği ölçüde sert yazıları olurdu Serdi’nin.. Ama ne yazık ki çoğu kere doğru olurdu söyledikleri, futbol konusunda da ekonomik ve sosyal-politik manada da..
Bu arada en büyük kayıplardan biri de hiç tartışmasız Müfarakat hocamızdır, unutmayalım.. ŞerefSeba’yı da unutmamamız gerektiği gibi..
Selam olsun tüm sevdiklerimize.. 🤍🤍🤍🤍🤍
1
Her kız çocuğunu ilk ve en büyük kahramanı babasıdır, bildiğin gibi değerli kardeşim.. Çevresinde olan biten her şeyi çok iyi görür, bütün detaylarıyla kaydederler çocuklar zaten. Sevgili kızın da şu dünyadaki en sevdiği kişiyi gözlemiş, sevdiklerini, düşkün olduklarını, coşkularını bir kenara yazmış, sonra bir hediye olarak kağıda döküp sunmuş onu babacığına..
O sırada orada olup gözlerindeki sevgi pırıltısını görmek isterdim o güzel kızın, şu resmi verirken sana..
Ne yazık ki çok kısa hayat. Ve dün, bugün, yarın derken büyük bir hızla akıp gidiyor zaman.. Sevdiklerinin gözlerindeki sevgi ışığını görmeden, o güzelliğin farkına varmadan günlerinin akıp gitmesinden korusun insanı Allah..
Güzeller güzeli yavruna bir de Sverisson amcası için sarılıp iki yanacığından öp lütfen.. 5 yaşındaki bir çocuk için harika bir resim olmuş.. Gerçekten çok beğendim..
Allah nazarlardan saklasın, Ömrü uzun, rızkı bol, bahtı açık olsun..
Allah O’nu ve şayet varsa diğer yavrularınızı sizlere bağışlasın, Sizleri de onların başından eksik etmesin.. 👍👍👍👍👍 👏👏👏👏👏 🤍🤍🤍🤍🤍 🧿🧿🧿🧿🧿
3
😎😎😎😎😎
Tööbe töbee… 😏😏😏😏😏
🥴🥴🥴🥴🥴 😎😎😎😎😎
Paskal’ı ve Eduega’yı uzunca bir süredir görmediğimi, merak ettiğimi yazdım, 76 kez görüntülenmiş, 5 kişi de -sağ olsunlar- beğenmiş..
Eee?
İyi de Paskal’dan da bir haber yok henüz, Eduega’dan da..
Ne anladım ben bu işten?.. 🤔🤔🤔🤔🤔 😕😕😕😕😕
1
Neredeyse tamamı kırmızı kart bunların.. Çok istiyorsa gitsin kafes döğüşü yapsın.. Futbolun, hele de kadın futbolunun ruhuna ters hareketler bunlar.. 70’lerdeki İtalyan futbolcular gibi “oynuyor”(!!!) kadın..
Komik, Ama eğlenceli değil.. Çünkü futbolun sertliği böyle bir şey değil..
Bu spora katkı yapmak istiyorsan CR7 gibi, Ronaldinho gibi ya da M.Gomez gibi temiz oynayacaksın.. Metin, Ali Feyyaz, Sergen, Şifo, Rıza, Abou gibi oynayacaksın..
Sözün özü: Beğenmedim.. 🤔🤔🤔🤔🤔 🤦♂️🤦♂️🤦♂️🤦♂️🤦♂️
2
1- Burası Türkiye Cumhuriyeti.. Ulufe diye bir şey yok.. 2- De ki var, Biz kimseden ulufe isteyecek kadar düşmedik.. 3- Tut ki düştük, o ulufeyi bize verecek kişi sen değilsin..
Sen sadece o veya bu şekilde geçici olarak başında bulunduğun kurumu şaibesiz bir biçimde, adaletle yönetmek zorunda olan birisin.. Hepsi bu!..
Lafını sözünü bilmeyen, ağzından çıkanı kulağı duymayan kişiler hak etmedikleri yerlere gelirse, olacak olan budur.. Ayıptır ayıp..
Yönetimin bu sakil söyleme karşı içimizi soğutacak bir karşı açıklama yapması şarttır..
Sosyal Medyada başlık açsınlar çökelim tepelerine.. Yeter artık be arkadaş.. 😠😠😠😠😠😠
12
😊😊😊😊 🤍🤍🤍🤍
1
Genelde insanların daha özelde erkeklerin kafası bilinçaltı olsun, bilinç üstü olsun kıyas yapmaya programlanmıştır, taa yaratılıştan bu yana.. Henüz yontulmamış; dini veya insancıl öğretilerle kendine bir çeki-düzen vermemiş her erkeğin bir hemcinsiyle karşılaştığında, kendi gücüyle karşısındakinin gücü arasında bir kıyas yaptığı antropolojik bir gerçektir..
Bu gerçek, günlük erkek jargonundaki haliyle mizah dergilerinde “Teke tekte yerim ulan bunu ben..” biçiminde dile getirilir.. Bizler de okur, güleriz..
Neden güleriz peki?.. Doğrudur da ondan..
Çağımızdaki Taht Savaşlarında üst düzey kişiler elbette işi kaba güce dökmezler.. Bunun yerine @deliziya hocamın sıkça dile getirdiği gibi beden(yahut davranış) diliyle kendi güçlerini karşıdakine hissettirirler..
Yemek masasının başında oturmak gibi, Ya da gelen konuğu masasında oturur vaziyette yahut makam odasının ortasında veya kapısında karşılamak gibi..
Kişinin (evi veya iş yeri gibi) kendini en güçlü hissettiği yere gidip orada racon kesmek de karşıdakini ezmek amacıyla baş burulan yöntemlerdendir.. Hepimiz biliriz..
Ne var ki bunu hissettirmek için de az biraz maçasının sağlam olması gerekir o babalanmayı yapmaya yeltenen adamın.. Örneğin o arkadaş, o parmağı farz-ı mahal Ahmet Ağaoğlu’na sallayamaz kolay kolay.. Sadri Şener’e, ha keza.. Ya da Ali Koç’a, Rahmi Koç’a, Veya Dursun Özbek’e..
F.Orman’a da sallayamazdı, Olur da seçilirse Hasan Arat’a da sallayamaz, Hürser Tekinoktay’a da..
Sosyal-Antropolojik meselelerdir çünkü bunlar.. Bazı hareketler veya kullanılan araçlar sözü edilen güç gösterisini farklı yerlere taşır çünkü..
Örneğin sallanan parmak “Fallik” bir simgedir.. Fallusu yani penisi temsil eder..
Elini kolunu sallayarak konuşmak, ha keza.. “İndir ulan elini kolunu aşağıya..” der, aklını alırlar adamın.. Kolay mı öyle?..
Ahmet Nur Çebi (aynen senin de belirttiğin gibi) iyilik-kötülük meselesinden çok öte, o tarz bir adam değil..
Yaşını başını almış, sessiz, saygın, efendi, mülayim bir insan.. O taraklarda bezi yok.. Artı, bedensel gücün çok ötesinde, temsil ettiği kulübün sahip olduğu tarihsel/kurumsal ağırlığı da üzerine giyememiş, giyemediği için de dışarıya yansıtamamış bir insan..
Düşün ki adam geldi, yapılabilecek en büyük hadsizliği/terbiyesizliği yaptı, kendi evimizde bizi parmağıyla dövdü, sonra hiçbir şey olmamış gibi döndü gitti..
Bizimki de koltuğunda küçüldükçe küçüldü, olduğu yerde pıstı kaldı..
Daha fenası, sonraki bazı görüntülerde izlediğimiz kadarıyla o hadsiz adam kendisiyle gelmiş olan ve Federasyonda Beşiktaş’ı temsil eden Yönetim Kurulu Üyelerini de “Kalkın ulan, siz de gelin..” gibisinden yanına çağırmış, giderken..
Kendini bilmez bir adamın densiz hareketleri Beşiktaş’ın büyüklüğüne zarar vermez.. Orayı geçelim.. Daha acı olanı olduğu yerde donup kalmasıydı Çebi’nin..
Hiç tanımam Çebi’yi; kimdir nedir bilmem ama demek ki o türden bir insan hiç değilmiş.. Gerçekten de öylesi işlerle ilgisi alakası olmayan sessiz, sakin, saygılı, efendi bir insanmış..
Böyle bir insan olmaması sebebiyle Çebi’yi eleştiremem ben.. Aksine yanında yer almak isterim..
Gönül verdiğim kulübün başkanını o halde görmek istemezdim çünkü, Gerçekten çok üzüldüm.. Kulübüm adına da, insani manada da.. Ama bu işler böyle de yürümüyor, yürümez maalesef..
Görünen o ki bu hadsiz adam gözüne kestirmiş bizi.. Çiğneyebileceği bir lokma olarak görüyor..
Camianın dağınıklığını ve Çebi’nin efendi kişiliğini fırsat biliyor ve geldikçe geliyor üzerimize, Anlaşıldığı kadarıyla Çebi’den değil, Camiadan, Güçlü, ama çok güçlü bir şamar yemedikçe daha da gelecek..
🤐🤐🤐🤐🤐
5
Viewing 10 comments - 1,161 through 1,170 (of 3,599 total)
Bilgilendirme için çok teşekkür ederim @ilgrandeturco
Paskal’ın bir rahatsızlığı olduğunu biliyordum..
Ama atlatmıştı sanki..
Endişem de o nedenleydi zaten..
Umarım önemli bir sorunu yoktur..
Yoksa depresif ruh hali dersen, herkeste var mıdır bilmem ama bende ziyadesiyle mevcut..
İhtiyacı olana fazla fazla verebilecek kadar hem de..
Eduega neden yazmıyor bilemedim ama evet, sanıyorum haklısın, kötü gidiş nedeniyledir muhtemelen..
Dr Can, geçenlerde -muhtemelen ts maçı sonrasında- yazmıştı, “sezon sonuna kadar yokum” diye..
O kadar dayanamaz bence ama, dur bakalım..
Serdarların Serdi olanı Forumdaki yazılarına gelen birkaç ters cevap nedeniyle, bana kalırsa biraz da haklı olarak, darıldı sanıyorum..
Zaman zaman tanımayanların “çıkıntı” olarak görebileceği ölçüde sert yazıları olurdu Serdi’nin..
Ama ne yazık ki çoğu kere doğru olurdu söyledikleri,
futbol konusunda da ekonomik ve sosyal-politik manada da..
Bu arada en büyük kayıplardan biri de hiç tartışmasız Müfarakat hocamızdır, unutmayalım..
ŞerefSeba’yı da unutmamamız gerektiği gibi..
Selam olsun tüm sevdiklerimize..
🤍🤍🤍🤍🤍
Her kız çocuğunu ilk ve en büyük kahramanı babasıdır, bildiğin gibi değerli kardeşim..
Çevresinde olan biten her şeyi çok iyi görür, bütün detaylarıyla kaydederler çocuklar zaten.
Sevgili kızın da şu dünyadaki en sevdiği kişiyi gözlemiş,
sevdiklerini, düşkün olduklarını, coşkularını bir kenara yazmış,
sonra bir hediye olarak kağıda döküp sunmuş onu babacığına..
O sırada orada olup gözlerindeki sevgi pırıltısını görmek isterdim o güzel kızın, şu resmi verirken sana..
Ne yazık ki çok kısa hayat.
Ve dün, bugün, yarın derken büyük bir hızla akıp gidiyor zaman..
Sevdiklerinin gözlerindeki sevgi ışığını görmeden,
o güzelliğin farkına varmadan günlerinin akıp gitmesinden korusun insanı Allah..
Güzeller güzeli yavruna bir de Sverisson amcası için sarılıp iki yanacığından öp lütfen..
5 yaşındaki bir çocuk için harika bir resim olmuş..
Gerçekten çok beğendim..
Allah nazarlardan saklasın,
Ömrü uzun, rızkı bol, bahtı açık olsun..
Allah O’nu ve şayet varsa diğer yavrularınızı sizlere bağışlasın,
Sizleri de onların başından eksik etmesin..
👍👍👍👍👍
👏👏👏👏👏
🤍🤍🤍🤍🤍
🧿🧿🧿🧿🧿
😎😎😎😎😎
Tööbe töbee…
😏😏😏😏😏
🥴🥴🥴🥴🥴
😎😎😎😎😎
Paskal’ı ve Eduega’yı uzunca bir süredir görmediğimi, merak ettiğimi yazdım,
76 kez görüntülenmiş,
5 kişi de -sağ olsunlar- beğenmiş..
Eee?
İyi de Paskal’dan da bir haber yok henüz,
Eduega’dan da..
Ne anladım ben bu işten?..
🤔🤔🤔🤔🤔
😕😕😕😕😕
Neredeyse tamamı kırmızı kart bunların..
Çok istiyorsa gitsin kafes döğüşü yapsın..
Futbolun, hele de kadın futbolunun ruhuna ters hareketler bunlar..
70’lerdeki İtalyan futbolcular gibi “oynuyor”(!!!) kadın..
Komik,
Ama eğlenceli değil..
Çünkü futbolun sertliği böyle bir şey değil..
Bu spora katkı yapmak istiyorsan CR7 gibi, Ronaldinho gibi ya da M.Gomez gibi temiz oynayacaksın..
Metin, Ali Feyyaz, Sergen, Şifo, Rıza, Abou gibi oynayacaksın..
Sözün özü: Beğenmedim..
🤔🤔🤔🤔🤔
🤦♂️🤦♂️🤦♂️🤦♂️🤦♂️
1- Burası Türkiye Cumhuriyeti.. Ulufe diye bir şey yok..
2- De ki var, Biz kimseden ulufe isteyecek kadar düşmedik..
3- Tut ki düştük, o ulufeyi bize verecek kişi sen değilsin..
Sen sadece o veya bu şekilde geçici olarak başında bulunduğun kurumu şaibesiz bir biçimde, adaletle yönetmek zorunda olan birisin..
Hepsi bu!..
Lafını sözünü bilmeyen, ağzından çıkanı kulağı duymayan kişiler hak etmedikleri yerlere gelirse, olacak olan budur..
Ayıptır ayıp..
Yönetimin bu sakil söyleme karşı içimizi soğutacak bir karşı açıklama yapması şarttır..
Sosyal Medyada başlık açsınlar çökelim tepelerine..
Yeter artık be arkadaş..
😠😠😠😠😠😠
😊😊😊😊
🤍🤍🤍🤍
Genelde insanların daha özelde erkeklerin kafası bilinçaltı olsun, bilinç üstü olsun kıyas yapmaya programlanmıştır, taa yaratılıştan bu yana..
Henüz yontulmamış; dini veya insancıl öğretilerle kendine bir çeki-düzen vermemiş her erkeğin bir hemcinsiyle karşılaştığında, kendi gücüyle karşısındakinin gücü arasında bir kıyas yaptığı antropolojik bir gerçektir..
Bu gerçek, günlük erkek jargonundaki haliyle mizah dergilerinde “Teke tekte yerim ulan bunu ben..” biçiminde dile getirilir..
Bizler de okur, güleriz..
Neden güleriz peki?..
Doğrudur da ondan..
Çağımızdaki Taht Savaşlarında üst düzey kişiler elbette işi kaba güce dökmezler..
Bunun yerine @deliziya hocamın sıkça dile getirdiği gibi beden(yahut davranış) diliyle kendi güçlerini karşıdakine hissettirirler..
Yemek masasının başında oturmak gibi,
Ya da gelen konuğu masasında oturur vaziyette yahut makam odasının ortasında veya kapısında karşılamak gibi..
Kişinin (evi veya iş yeri gibi) kendini en güçlü hissettiği yere gidip orada racon kesmek de karşıdakini ezmek amacıyla baş burulan yöntemlerdendir..
Hepimiz biliriz..
Ne var ki bunu hissettirmek için de az biraz maçasının sağlam olması gerekir o babalanmayı yapmaya yeltenen adamın..
Örneğin o arkadaş, o parmağı farz-ı mahal Ahmet Ağaoğlu’na sallayamaz kolay kolay..
Sadri Şener’e, ha keza..
Ya da Ali Koç’a, Rahmi Koç’a,
Veya Dursun Özbek’e..
F.Orman’a da sallayamazdı,
Olur da seçilirse Hasan Arat’a da sallayamaz,
Hürser Tekinoktay’a da..
Sosyal-Antropolojik meselelerdir çünkü bunlar..
Bazı hareketler veya kullanılan araçlar sözü edilen güç gösterisini farklı yerlere taşır çünkü..
Örneğin sallanan parmak “Fallik” bir simgedir..
Fallusu yani penisi temsil eder..
Elini kolunu sallayarak konuşmak, ha keza..
“İndir ulan elini kolunu aşağıya..” der, aklını alırlar adamın..
Kolay mı öyle?..
Ahmet Nur Çebi (aynen senin de belirttiğin gibi) iyilik-kötülük meselesinden çok öte, o tarz bir adam değil..
Yaşını başını almış, sessiz, saygın, efendi, mülayim bir insan..
O taraklarda bezi yok..
Artı, bedensel gücün çok ötesinde, temsil ettiği kulübün sahip olduğu tarihsel/kurumsal ağırlığı da üzerine giyememiş, giyemediği için de dışarıya yansıtamamış bir insan..
Düşün ki adam geldi, yapılabilecek en büyük hadsizliği/terbiyesizliği yaptı, kendi evimizde bizi parmağıyla dövdü, sonra hiçbir şey olmamış gibi döndü gitti..
Bizimki de koltuğunda küçüldükçe küçüldü, olduğu yerde pıstı kaldı..
Daha fenası, sonraki bazı görüntülerde izlediğimiz kadarıyla o hadsiz adam kendisiyle gelmiş olan ve Federasyonda Beşiktaş’ı temsil eden Yönetim Kurulu Üyelerini de “Kalkın ulan, siz de gelin..” gibisinden yanına çağırmış, giderken..
Kendini bilmez bir adamın densiz hareketleri Beşiktaş’ın büyüklüğüne zarar vermez..
Orayı geçelim..
Daha acı olanı olduğu yerde donup kalmasıydı Çebi’nin..
Hiç tanımam Çebi’yi; kimdir nedir bilmem ama demek ki o türden bir insan hiç değilmiş.. Gerçekten de öylesi işlerle ilgisi alakası olmayan sessiz, sakin, saygılı, efendi bir insanmış..
Böyle bir insan olmaması sebebiyle Çebi’yi eleştiremem ben..
Aksine yanında yer almak isterim..
Gönül verdiğim kulübün başkanını o halde görmek istemezdim çünkü,
Gerçekten çok üzüldüm..
Kulübüm adına da, insani manada da..
Ama bu işler böyle de yürümüyor, yürümez maalesef..
Görünen o ki bu hadsiz adam gözüne kestirmiş bizi..
Çiğneyebileceği bir lokma olarak görüyor..
Camianın dağınıklığını ve Çebi’nin efendi kişiliğini fırsat biliyor ve geldikçe geliyor üzerimize,
Anlaşıldığı kadarıyla Çebi’den değil, Camiadan,
Güçlü, ama çok güçlü bir şamar yemedikçe daha da gelecek..
🤐🤐🤐🤐🤐