Serdar yeni bir mesaj yazdı
Serdar hocam bir yerlerden düğmeye çok sağlam basılmış eminim ama ispat edemem rakipler dahil medyası tff si mhk si hepsi iki renkli rakibi her zamankinden daha fazla yalayıp parlatiyor. Çakar dün tff başkanının gs aleyhine hata yapıldığında çılgına dönüp lehinde olunca hakem ne güzel maç yönetti dediğini ispata hazır olduğunu kaynağının icerden olup yemek yedikleri saati hatta ismini bile verebileceğini söyledi. Bu şartlarda başkan Çebi değil rahmetli Seba olup messi yle Ronaldo yu alsak boş tek çare sosyal medyada tribünde birlik olup tepki vermek seninde dediğin gibi ben ilk defa iki renkli takıma yenilen her takımın rakip lehine güzelleme yaptığına şahit oluyorum. Çok derin bir ekonomik kriz kapıda iki renkli üzerinden akillarinca lige pr yaptırmaya çalışıyor da olabilirler Beşiktaş olarak birlik olursak bu oyunu bozarız yoksa yem oluruz…
Serdar yeni bir mesaj yazdı
Cok güzel yazmissin sevgili kardesim.
Taraftarin biranevvel toparlanip algilara kapilmayip her halikarda takimini destekleyip,medyadaki bu beyin yoksullarina tepkisini göstermesi lazim.
Yönetim deyil Besiktasimizdir önemli olan.
Yönetiminde biran evvel uykudan uyanip bu ahlaksizlara ve teröristleri önleyemeyip Besiktas taraftarina silah ceken emniyet mensuplarinada sertbir sekilde gereken tepkiyi göstermesi lazim.Bu yazının altına imza atmaz isem ben de Fenerliyim. Allah korusun 😏
Önce biz, sonra yönetim en sonunda da teknik heyet ve oyuncuların hep birlikte kendimize gelmemiz lazım. Tüm camia bu tip konularda birbirimizi iteklememiz, harekete geçirmemiz lazım.
Yönetime bir baskı yapılacaksa bu istifa baskısından evvel harekete geçme baskısı olmalı. Diğer türlü de kulüp yönetimini algıyla nasil değiştirdiklerinin başarısını konuşacaklar. Ya da Şenol Hocayı medya baskısı ile nasıl gönderdiklerini.
Amiyane tabir ile kabak gibi ortada, bizim bir bağ sorunumuz var. Taraftar, yönetim, teknik ekip ve oyuncular arasında bir bağ yok, ruh yok. Herkes ayrı telde raks ediyor.
Birisinin halay başı olup, hadi buyurun halaya demesi lazım…
Serdar yeni bir mesaj yazdı
Çok sevdiğım, toz konduramadığım; aklına, zekasına, td’lük becerilerine hayran olduğum bir adamın birkaç zamandır kenardaki haline tavrına baktığımda beynimin içinde dolaşmak için tek bir “hadi bakayım..” dememi bekleyen “Ulan?.. Yoksa müsait bir zamanda yerini Burak Yılmaz’a bırakıp kenara çekilmeyi mi planlıyor bu adam?..” cümlesini “Kış-kış şeytan!..” diyerek kovalamaya çalıştığım hocanın saha kenarındaki umarsız(çaresiz) halini gördükçe içim çekiliyor Serdar Hocam..
Futbol bu..
Her şey olur.. Kabul, tamam..
Ama sahada akan bir oyun olmaz mı canım?..Tek AbouBakar’a bakar mı koca bir camia canım?..
Kaldı ki o tek kişiye dahi top taşıyacak bir oyunu oynayamıyorsa koca bir takım..
😕😕😕😕😕
Serdar yeni bir mesaj yazdı
Evet efendiim,
Yazınızı baştan sona dikkatle okudum ve de acı acı gülümsedim canım kardeşim..Bu acı gülümsemenin nedeni, Afrika Kupası için takımdan gidecek olan oyunculardan mahrum kalma süremizin 6 hafta ile sınırlı kalmama ihtimalinin yüksekliğiydi..
Bu iş matematik hesaplama gibisinden bir şey olsa, işlemin bir aşamasında denklemden (mecburen) çıkartmak zorunda olduğumuz belli bir miktar birimi ileriki bir aşamada tutar, “laak..” diye aynen denkleme ilave eder ve sonrasında hesaplamalarımıza kaldığımız yerden emin adımlarla devam ederdik, Serdar Hocam..
Oysa durum her zaman tam da böyle olmayabiliyor..
Bu işin sakatlığı var,
Forma girme formdan düşme halleri var,
Kupada başarı durumunda oluşacak mental tatminin yaratacağı doymuşluk hissi,
Başarısızlık halinde gelip ruhsal dünyana çöreklenecek olan bitmişlik duyguları var..Örneğin, Saiss..
Geçen sene Dünya Kupası’na giderken nasıldı?
Döndükten sonra nasıl?..Yani bu sene, canım hocam, bu mevzular başımızı çok ağrıtabilir, çok..
Sevgili Serdar,
Elbette bir tarafı eleştirirken diğer tarafı yüceltmek; bir tarafı yüceltirken de diğer tarafı gömmek, kısacası tarafları birbirlerine karşı övme ya da yerme malzemesi kullanmak çok yakışıklı hareket mekanizması değil… Garip şekilde camiamız ve taraftarımız cereyan edenleri bu şekilde algılama ve kavrama kıvamına geldi ya da getirildi. Birini savunurken diğeri dövme, diğerini döverken öbürünü kayırma.
Daha da garibi tam olarak bizden olmayan iki tarafın arasında gidip gelirken, olanın kutsal saydığımız ve sayılı heyecan noktalarımızdan olan Besiktaş’ımıza olduğu gözlerden kaçırıldı.
Oysa ki en baştan beridir hem Cebi ile olmayacağı hem de Şenol Hocanın hiçbir zaman tam olarak Besiktaş’ı sahiplenebilecek kadar bir karaktere erişemeyeceği çok açıktı.
Beşiktaş’ın diğerlerinden çok önemli farklılıkları bulunmakla birlikte, bu farklılıklar bizim Beşiktaş’a olan baglılığımız büyük ölçü de örtüşmekte. Bu sebeple diyoruz Beşiktaş hayattır…
Çebi ile ilgili savunmalarım oldu, bunun çeşitli nedenleri vardı. Yukarıdan aldığım bilgiler beni bu savunma durumuna getirdi. Çebi ve yönetimi ile ilgili savunmalarım elbette onu başarılı buluyor olmamdan kaynaklanmıyor. Çebi’yi savunduğum zamanlar sadece hakkında yapılan gerçek dışı haberlerden kaynaklı olan haberlere itimattan kaynaklı eleştirilerdi. Bu sebeple savunmak durumunda kaldım. Netice itibariyle bu iftiradan ibarettir. Aslında savunmam Çebi’yi savunma değil, iftiranın karşısında duruyor olmamdı.
Karsısında durduğum diğer şey de istifa baskısı. Nasıl ki Şenol Hocanın istifaya zorlanmasını istemiyorsam yönetimin de istifaya zorlanmasını istemem. Bu sebeple kongrenin beklenmesi gerektiğini düşünüyor, Beşiktaş’ın hala bir Beşiktaş olarak kalabilmesi için bunun elzem olduğuna yürekten inanıyorum…
Çünkü Beşiktaş birilerinin yaka paça dışarı atıldığı/atılacağı bir kurum değildir…
Kongrede de elbette Çebi’yi desteklemeyeceğim. Çebi iyi bir şirket yöneticisi. Mali açıdan iyi işler de yapıyor ancak Beşiktaş’ın öyle alalade bir şirket olmadığını, milyonları ilgilendiren ve bu ilginin de gönül bağı ile olduğunu kavrayamıyor. Mesela durumunu izah konusunda sifir, prezentasyon konusunda da sıfır. Camia birlikteliğini sağlama konusunda da yok. Ama şundan şüphem yok, tüm enerjisini kulübü mali açıdan düzlüğe çıkarmak için harcıyor. Yeterli mi değil…
Gelelim Şenol Hocaya,
Senol Hoca kariyerinde hiç ulaşamayacağı yerlere Beşiktaş ile gelmiştir. Şenol Hoca Beşiktaş’ı şampiyon yapmamıştır. Ama Beşiktaş Şenol Hocaya şampiyon teknik direktör olma ünvanını kazandırmıştır. Beşiktaş’ın Senol Hocadan aldıklarından çok, Şenol Hoca Beşiktaş’tan almıştır.
Şenol Hoca karakteri nedeniyle takıntılı bir yapıya sahip. Unutmuyor, kolay affetmiyor, ön yargılı ve istediği olmadığında kendi haklılığını ortaya koymak için her şeyi yapabiliyor. Fenerbahçe ve Trabzonspor maçlarına da ayrıca takıntısı var. Ne alaka? Burası Beşiktaş…
Diğer yandan dün maçı izlemedim. Emin olun 1 hafta önce az çok ne olacağını tahmin ediyordum çünkü…
Şahsım adına kimsede suç aramıyorum. Genel maksadım durum tespitidir. Bu amaçla hem yönetim, hem teknik kadro yetersiz…
Biz taraftarların da çeşitli acılardan yetersizligimiz çabası…
Ortada kalitesiz malzeme ile birbirine uygun olmayan elemanlar ile oluşturulmuş bir makine var… Neden-Sonuç ilişkisi acısından bakmak gerekirse diye söyledim…
Selamlar, sevgiler…
Açıkçası borçlar sürekli artmıyor. Düşüş eğiliminde. Rakamsal artış borçların da arttığı anlamına gelmiyor. Ona kalırsa peynir de son 2 sene de nereden nereye geldi. Bunu değerlendirmek için bir çok kriteri göz önünde bulundurmak, hesaba katmak gerekli. Dünya ekonomik durumu, ülkenin ekonomik durumu, enflasyon vs.
Borçlar daha hızlı düşer miydi? Bence düşerdi. Ancak, ANÇ üretim şirketleri yöneticisi. Spor kulübü yöneticiliği bilgisi tecrübesi olsa bile zayıf. Bu sebeple yönetemiyor…
Serdar yeni bir mesaj yazdı
- Daha fazla gönderi yükle
Media
Photos
Videos
Audios
Files









En sevdigim sey Qvrupa macinda gs ve fb’ye 4 ve 6 gol attiktan donra rakip takim td direktorunun “cok iyi ve onemli bir takimla otdik” demesi :))))