FerMe yeni bir mesaj yazdı
Benim anlamadığım konuda şu gecen sezon son 10 haftayı forvetsiz oynadık şans eseri kazanılan bir şampiyonluk bu Kırk yılda bir olur ancak . Sergen hocada, bende ve eminim ki hiç bir taraftarda bir daha son haftalardaki aciz duruma düşmeyi istemez. Yani atanınla tutanın iyi olacak gecen sene bu adam alt yapıdan kaleciyle şampiyon oldu. Şimdi Sergen hocanın degerini milletin gözünde düşürmeye çalışıyorlar . Hocada biliyor mali durumu ben şukadar istiyor bu kadaristiyor diy3n hiç kimseye inanmıyorum . Bu adam Diego Costayı istiyorsa bir şekilde alacaksın madem şampiyonlar ligi gelirini seneye kullanabilicez limitte o zaman sözleşmeyi ona göre yaparsın dersinki bu yıl 1000 € 2. Yıl 1.50 m€ bunu Trabzon bile yaptı Sturridge yi getirirken adamlar 2000 + 2000 + 2000 gibi bi ödeme planı yaptılar abi bizde yapalım. Biz sürekli magdur olmak zorundamıyız bu limit sadece bize mi var ben anlamıyorum. Artık bizimde bu islere kılıf uydurmayı ögrenmemiz lazım. Hepimizin Motivasyonu düsüyor insallah bu iş yarın çözülürde hepimiz rahat bi nefes alırız.
FerMe yeni bir mesaj yazdı
Vay, vay, vay, vay..
Gerilim dozu en yüksek bölümüydü bu, öykünün..
“Aşağıdan yukarıdan, yolun sonu görünüyor” dediği gibi ozanın,
İlginç gelişmelerle yüzyüze kalacağız gelecek bölümlerde, belli oldu..Termodinamiğin temel yasaları devreye girecek ve sıkı bir alışveriş yaşanacak sanıyorum, ilerleyen bölümlerde..
Kriminolojide de zaten, kurbanla fail arasındaki -kaçınılmaz- alışverişten söz edilir, değil mi..
Bakalım, kimin kurban kimin fail olacağı henüz belli olmayan öykümüzde, kim kimden neler alacak..Sağlam bir dönüşüme şahit olacağız gibi, sanki, öykünün sonlarına doğru..
Gayet iyi gidiyorsun yoldaş, devam..
👏👏👏👏👏
Böyle yapacaksan yazma kardeşim!! 🙂
İnsanız, meraklanıyoruz, heyecanlanıyoruz yahu.. 🙂
Bi dal spoiler alırım 🙂
FerMe yeni bir mesaj yazdı
Okumadan beğendiğim ilk yazın yoldaş..
…yacağım,
Hem de büyük bir dikkatle..
Ne olur affet..
Sevgi’yle öpüyorum, yanaklarından..
(sevgi, kızım, bir dur.. bak rezil oluyoruz..)
😏😏😏😏😏Sevgi’ye sevgilerimle:))
ben de ”sizi” öpüyorum yoldaş; ne affetmesi yahu, şımartmayın beni bu kadar:))
(daha rahat okurum dersen öncekiler gibi göndermemi ister misin?)
bak hala uzatıyorum:)))
😋😋😋😎
Okudum yoldaş..
Gerilimi yüksek; ilk bakışta uzun gibi görünmekle birlikte nasıl yürüyüp gittiği, ne ara bittiği anlaşılmayan bir bölümdü..Çok güzeldi, çok beğendim..
Hatta tam keyfini almışken bitmiş olmasına da kızdım, illet oldum..Kutlarım..
Yarın, fırsat bulabilirsem, öykünün tamamını, baştan aşağı, bir kez daha okumak niyetindeyim..
Sonrasında, konuyla ilgili, daha geniş görüşme fırsatı bulabileceğimizi düşünüyorum..
Bir üst paragrafta söylemiş olsam da yinelemiş olayım: Kutlarım..Sevgi’yle..
FerMe yeni bir mesaj yazdı
Geç oldu, affına sığınıyorum Ferhat’ım..
Hiç uzatmayacağım lafı..
Senin isminin ve imzanın yer aldığı kitabı ne zaman okuyacağız?
ne demek Serdarım:) benzer duyguları paylaşabilmek büyük bir şeref benim için… (aynı mı demeliydim? 🤔)
sorun hakkındaysa şunu diyeyim: bütün gayem o fakat becerebilir miyim? bilmiyorum:(Goygoydan, nefret ederim..
Şu an çalıştığım yerde ve Ankara’da 1500’e yakın kitabım var.
Belli bir yaşa ulaştım ve şimdi okuduğum onca gereksiz sayfa için yanıyorum kendime..İşin sonunda diyorum ki, 40 tane kitap bana yeter de artarmış..
Senin bu üslubun, zekan ve duygusal bakışınla nakşettiğin kitabını 41. eser olarak koynumda saklayacağıma yemin bile edebilirim.
O soruyu sormamış ol..
Nasıl yaparsın, ne edersin bilmem..
O kitap yazılacak arkadaş..
Vay annesini sayın okuyucular..
Olaylar hızla ilerlemeye, işler sarpa sarmaya başladı ya, dur bakalım..
Bu Sercan denen adam -bir şekilde- işletmenin de kendi başını da belaya sokacak ama, dur bakalım nasıl..Valla başkalarını bilmem, ama ben çok beğendim, yoldaş..
Gayet güzel gidiyor..
Hatta biraz fazla güzel..Dünkü bölümü okuduktan sonra nasılsa aklıma geldi, şöyle bir düşündüm de..
Sen “Kıyamet Sonrası” türünde yazılar yazmayı hem seviyor, hem de sağlamına beceriyorsun..
“Seyyar Mavi Çay Ocağı” bir kişisel kıyamet sonrasını anlatıyordu, örneğin..
“Göç” ise, toplumsal bir kıyametin ardını..
Galiba henüz Mustafa Memiş’te olduğumuz vakitlerdeyken yazmış olduğun bir kısa öykü vardı, bilim-kurgu türünde..
Uzun(!!!???) yıllar sonrasındaki bir küresel çöküşün ardındaki umutsuz zamanlarda ayakta kalma çabalarını anlatan..Ama,
Bu işin sırrı böyledir zaten..
Bir şekilde, büyük bir güvenle çıkarsın yola,
Kendinden emin, lakin aslında şaşkaloz adımlarla gitmekte olduğun güzergahta,
bir vakit sonra, olan bitende bir garabet olduğunu fark etmeye başlarsın..
Hükmedenin sen olmadığını -ilk anda- pek fark edemesen de bir gariplik vardır ortada..
Gidişattan en emin olman gereken anlarda, bir şeylerin “ters” gitmekte olduğunu hissedersin..Senin egemenlik yeteneklerinin dışında bir şeyler gelişmektedir..
Çünkü, hakimiyet sende değildir, aslında..
Bir vakit sonra sen yola değil,
Yolculuk sana hükmetmeye başlamıştır..Değişirsin..
Dönüşürsün..
Bambaşka biri olup çıkarsın..
…..
…..Fikrimi merak ediyor musun bilmem.
Sen sormadan söylemiş olayım:
“Ulan aferin!..”Yanaklarından öpüyorum kardeşim,
Sevgi’yle..(Sevgi’ye, “Kızım az dur..
Haydi ben arkadaşıyım, tamam da, elin adamını sen niye öpüyorsun, manyak mısın?..” diyorum,
dinlemiyor,
“Bana ne?.. Öpücem!..” diyor..)😎😎😎😎😎
- Daha fazla gönderi yükle











Ağzına sağlık, aynen böyle..