Vay annesini sayın okuyucular.. Olaylar hızla ilerlemeye, işler sarpa sarmaya başladı ya, dur bakalım.. Bu Sercan denen adam -bir şekilde- işletmenin de kendi başını da belaya sokacak ama, dur bakalım nasıl..
Valla başkalarını bilmem, ama ben çok beğendim, yoldaş.. Gayet güzel gidiyor.. Hatta biraz fazla güzel..
Dünkü bölümü okuduktan sonra nasılsa aklıma geldi, şöyle bir düşündüm de.. Sen “Kıyamet Sonrası” türünde yazılar yazmayı hem seviyor, hem de sağlamına beceriyorsun.. “Seyyar Mavi Çay Ocağı” bir kişisel kıyamet sonrasını anlatıyordu, örneğin.. “Göç” ise, toplumsal bir kıyametin ardını.. Galiba henüz Mustafa Memiş’te olduğumuz vakitlerdeyken yazmış olduğun bir kısa öykü vardı, bilim-kurgu türünde.. Uzun(!!!???) yıllar sonrasındaki bir küresel çöküşün ardındaki umutsuz zamanlarda ayakta kalma çabalarını anlatan..
Ama, Bu işin sırrı böyledir zaten.. Bir şekilde, büyük bir güvenle çıkarsın yola, Kendinden emin, lakin aslında şaşkaloz adımlarla gitmekte olduğun güzergahta, bir vakit sonra, olan bitende bir garabet olduğunu fark etmeye başlarsın.. Hükmedenin sen olmadığını -ilk anda- pek fark edemesen de bir gariplik vardır ortada.. Gidişattan en emin olman gereken anlarda, bir şeylerin “ters” gitmekte olduğunu hissedersin..
Senin egemenlik yeteneklerinin dışında bir şeyler gelişmektedir.. Çünkü, hakimiyet sende değildir, aslında.. Bir vakit sonra sen yola değil, Yolculuk sana hükmetmeye başlamıştır..
Değişirsin.. Dönüşürsün.. Bambaşka biri olup çıkarsın.. ….. …..
(Sevgi’ye, “Kızım az dur.. Haydi ben arkadaşıyım, tamam da, elin adamını sen niye öpüyorsun, manyak mısın?..” diyorum, dinlemiyor, “Bana ne?.. Öpücem!..” diyor..)
?????
8
Şöyle bir örnek vereyim, Esnafsındır, mesela.. Sabahtan akşama kadar avare kasnak misali dolaşmış; iş yokluğundan “aylak bakkalın yaptığı türden” ipe sapa gelmez şeylerle uğraşmışsındır..
Bir haber gelir, günün bir vaktinde, bir dostundan.. Hoşlanacağını düşündüğü bir konuya, fırsat bulabilirsen bir göz atmanı tavsiye etmektedir..
“Bir ara ne demek yahu, hemen bakarım” dersin ve sanki o sözün ardından bir eşiği açıp kaotik bir paralel evrene atlarsın.. Dur durak olmayan bir karmaşa.. E birader, hani hemen demiştin?.. ???
Neyse, olur bazen böyle şeyler..
Tefrikanın ilk bölümü bana, henüz ortada hiçbir şey olmamakla birlikte, sanki, “Bir Gün Tek Başına” tadında bir öyküyle karşılaşacağımız izlenimi verdi..
Bazı teknik konularda bilgi sahibi olmak amacıyla sormak istediğim sorularım olacak.. Onları yarın iletirim sana, iznin olursa..
Onun dışında, Başlangıcı bilerek kısa tutmuş olduğunu düşünüyorum.. (ya da belki bana kısa gibi geldi..???)
Bu arada, Sercan beye gıcık oldum, Serkan piçini kıskandım, Ömer Faruk beye imrendim, Leyla hanıma çok üzülmekle birlikte “Orospu çocuğu” lafını ona hiç yakıştıramadım.. Yalılarda malılarda, mürebbiyelerle felan büyümüş; özel okullarda okumuş, Amerika görmüş bir varsılın aklını alacak kadar gösterişli olan Günay’ı da -doğrusu- pek merak ettim..
Takip eden ilk bölümde olayların nasıl bir gelişme göstereceğini büyük bir merakla bekliyorum..
İlk bölüm için notum, yüz üzerinden 100.
Kutlarım.. ?????
Hamiş: Göç ne oldu hocam?.. Sevmiştik biz o öyküyü yahu.. ?????
Sevgilerimle..
1
Ya, hani bir kampanya vardı ya.. Ellerini Kartal Pençesi gibi açarak çektirdiğin bir fotoğrafını kulübe atıyorsun.. Onlar da sana sanal tribünde yer veriyorlar.. İşte o kampanya..
İlk anda aklıma geliverdi işte, neeb’liyim.. Nasıl ve nereden yerleştiyse artık?.. ?????
2
Ziya hocam, Şimdi burada anarşiklik filan yapmayalım… ..da, Dünya futbolunu bu hale getiren Fifa’nın, Uefa’nın da hiç payı yok mu yani burada?.. Geçenlerde, Zenginler ligi söz konusu olduğunda da yazmıştım.. 60’lar, 70’ler, 80’lerdeki düzene dönmek şart abi..
Aynen senin dediğin gibi, kendi ülkemdeki ligi şampiyonlukla bitirip de şampiyonlar ligine girememek nedir abi?.. Başlarım sizin yapacağınız organizasyona ulan!.. Sömürü sömürü tamam da.. O kadar da değil ulan şerefsizler..
En sondaki AçıkMertKorkusuz sözcüğü de dahil, ?????
2
Hocam, Planlama derken?.. Pardon ama, yanlış bilmiyorsam eğer, Gelecek sezon takımın başında kimin olacağı (resmi olarak) henüz belli değil galiba.. Tamam, anladık, Kervan Yolda Düzülür.. Ama, O kadar da olmasın yani, Artık, hiç olmazsa.. ?????
8
Vaaay!.. Bende diyorsun yani!.. O atasözü doğruymuş meğer.. Varlıklının tokeni bizim çenemizi yoruyor işte.. ?????
Viewing 10 comments - 2,911 through 2,920 (of 3,599 total)
?????
?????
?????
Vay annesini sayın okuyucular..
Olaylar hızla ilerlemeye, işler sarpa sarmaya başladı ya, dur bakalım..
Bu Sercan denen adam -bir şekilde- işletmenin de kendi başını da belaya sokacak ama, dur bakalım nasıl..
Valla başkalarını bilmem, ama ben çok beğendim, yoldaş..
Gayet güzel gidiyor..
Hatta biraz fazla güzel..
Dünkü bölümü okuduktan sonra nasılsa aklıma geldi, şöyle bir düşündüm de..
Sen “Kıyamet Sonrası” türünde yazılar yazmayı hem seviyor, hem de sağlamına beceriyorsun..
“Seyyar Mavi Çay Ocağı” bir kişisel kıyamet sonrasını anlatıyordu, örneğin..
“Göç” ise, toplumsal bir kıyametin ardını..
Galiba henüz Mustafa Memiş’te olduğumuz vakitlerdeyken yazmış olduğun bir kısa öykü vardı, bilim-kurgu türünde..
Uzun(!!!???) yıllar sonrasındaki bir küresel çöküşün ardındaki umutsuz zamanlarda ayakta kalma çabalarını anlatan..
Ama,
Bu işin sırrı böyledir zaten..
Bir şekilde, büyük bir güvenle çıkarsın yola,
Kendinden emin, lakin aslında şaşkaloz adımlarla gitmekte olduğun güzergahta,
bir vakit sonra, olan bitende bir garabet olduğunu fark etmeye başlarsın..
Hükmedenin sen olmadığını -ilk anda- pek fark edemesen de bir gariplik vardır ortada..
Gidişattan en emin olman gereken anlarda, bir şeylerin “ters” gitmekte olduğunu hissedersin..
Senin egemenlik yeteneklerinin dışında bir şeyler gelişmektedir..
Çünkü, hakimiyet sende değildir, aslında..
Bir vakit sonra sen yola değil,
Yolculuk sana hükmetmeye başlamıştır..
Değişirsin..
Dönüşürsün..
Bambaşka biri olup çıkarsın..
…..
…..
Fikrimi merak ediyor musun bilmem.
Sen sormadan söylemiş olayım:
“Ulan aferin!..”
Yanaklarından öpüyorum kardeşim,
Sevgi’yle..
(Sevgi’ye, “Kızım az dur..
Haydi ben arkadaşıyım, tamam da, elin adamını sen niye öpüyorsun, manyak mısın?..” diyorum,
dinlemiyor,
“Bana ne?.. Öpücem!..” diyor..)
?????
Şöyle bir örnek vereyim,
Esnafsındır, mesela..
Sabahtan akşama kadar avare kasnak misali dolaşmış;
iş yokluğundan “aylak bakkalın yaptığı türden” ipe sapa gelmez şeylerle uğraşmışsındır..
Bir haber gelir, günün bir vaktinde, bir dostundan..
Hoşlanacağını düşündüğü bir konuya, fırsat bulabilirsen bir göz atmanı tavsiye etmektedir..
“Bir ara ne demek yahu, hemen bakarım” dersin ve sanki o sözün ardından bir eşiği açıp kaotik bir paralel evrene atlarsın..
Dur durak olmayan bir karmaşa..
E birader, hani hemen demiştin?..
???
Neyse, olur bazen böyle şeyler..
Tefrikanın ilk bölümü bana, henüz ortada hiçbir şey olmamakla birlikte, sanki, “Bir Gün Tek Başına” tadında bir öyküyle karşılaşacağımız izlenimi verdi..
Bazı teknik konularda bilgi sahibi olmak amacıyla sormak istediğim sorularım olacak..
Onları yarın iletirim sana, iznin olursa..
Onun dışında,
Başlangıcı bilerek kısa tutmuş olduğunu düşünüyorum..
(ya da belki bana kısa gibi geldi..???)
Bu arada,
Sercan beye gıcık oldum,
Serkan piçini kıskandım,
Ömer Faruk beye imrendim,
Leyla hanıma çok üzülmekle birlikte “Orospu çocuğu” lafını ona hiç yakıştıramadım..
Yalılarda malılarda, mürebbiyelerle felan büyümüş; özel okullarda okumuş, Amerika görmüş bir varsılın aklını alacak kadar gösterişli olan Günay’ı da -doğrusu- pek merak ettim..
Takip eden ilk bölümde olayların nasıl bir gelişme göstereceğini büyük bir merakla bekliyorum..
İlk bölüm için notum, yüz üzerinden 100.
Kutlarım..
?????
Hamiş:
Göç ne oldu hocam?..
Sevmiştik biz o öyküyü yahu..
?????
Sevgilerimle..
Ya, hani bir kampanya vardı ya..
Ellerini Kartal Pençesi gibi açarak çektirdiğin bir fotoğrafını kulübe atıyorsun..
Onlar da sana sanal tribünde yer veriyorlar..
İşte o kampanya..
İlk anda aklıma geliverdi işte, neeb’liyim..
Nasıl ve nereden yerleştiyse artık?..
?????
Ziya hocam,
Şimdi burada anarşiklik filan yapmayalım…
..da,
Dünya futbolunu bu hale getiren Fifa’nın, Uefa’nın da hiç payı yok mu yani burada?..
Geçenlerde, Zenginler ligi söz konusu olduğunda da yazmıştım..
60’lar, 70’ler, 80’lerdeki düzene dönmek şart abi..
Aynen senin dediğin gibi, kendi ülkemdeki ligi şampiyonlukla bitirip de şampiyonlar ligine girememek nedir abi?..
Başlarım sizin yapacağınız organizasyona ulan!..
Sömürü sömürü tamam da..
O kadar da değil ulan şerefsizler..
Ne sporun sporluğu kaldı,
Ne şovun şovluğu..
Vallahi içim daralıyor artık, ciddiyim..
Yeter be!..
En sondaki AçıkMertKorkusuz sözcüğü de dahil,
?????
Hocam, Planlama derken?..
Pardon ama, yanlış bilmiyorsam eğer,
Gelecek sezon takımın başında kimin olacağı (resmi olarak) henüz belli değil galiba..
Tamam, anladık, Kervan Yolda Düzülür..
Ama,
O kadar da olmasın yani,
Artık, hiç olmazsa..
?????
Vaaay!..
Bende diyorsun yani!..
O atasözü doğruymuş meğer..
Varlıklının tokeni bizim çenemizi yoruyor işte..
?????